yazara ait eserler: Nâzım Hikmet Ran

Bir Ayrılış Hikayesi, Nâzım Hikmet Ran

Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya… Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere… tamamını oku »

Büyük İnsanlık, Nâzım Hikmet Ran

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu                                         tirende üçüncü mevki                                         şosede yayan                                         büyük insanlık. Büyük insanlık sekizinde işe gider                                         yirmisinde evlenir                                         kırkında ölür                                         büyük insanlık. Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter                                         pirinç de öyle                                        … tamamını oku »

Çınarı yıkmak için, Nâzım Hikmet Ran

Çınarı yıkmak için baltayı köküne vururlar evi yıkmak için sokarlar kundağı temele. Kartal uçmaz olur kanadı kırılınca. düşünebilir miyiz başımız vurulunca? Onlar köküdür memleketin, dallara yürüyen su, bu kökte saklıdır. Onlar umudun temeli, onlar kanadı hürriyetin, halkın aklıdır. Kaç kere… tamamını oku »

Ellerinize ve Yalana Dair, Nâzım Hikmet Ran

Bütün taşlar gibi vakarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benzeyen elleriniz. Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü, tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında… tamamını oku »

Fevkalâde Memnunum Dünyaya Geldiğime, Nâzım Hikmet Ran

Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime, toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. Dünyayı dolaşmak, görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim. Halbuki ben yalnız yazılarda… tamamını oku »

Hoş Geldin Kadınım, Nâzım Hikmet Ran

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin. Yorulmuşsundur; nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını, ne gül suyum, ne gümüş leğenim var. Susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim. Acıkmışsındır; sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam memleket gibi esir ve yoksuldur odam. Hoş… tamamını oku »

Japon Balıkçısı, Nâzım Hikmet Ran

Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik’te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır,… tamamını oku »

Karlı Kayın Ormanında, Nâzım Hikmet Ran

Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. Ben ordan geçerken… tamamını oku »

Mavi Gözlü Dev, Nâzım Hikmet Ran

O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi,                           bahçesinde ebruliii                      … tamamını oku »

Nikbinlik, Nâzım Hikmet Ran

Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler                  göre-                          -ceğiz… Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere            … tamamını oku »

Provokatör, Nâzım Hikmet Ran

Bu adam sattı arkadaşını; sattı altın bir tepside arkadaşının kanlı, kesik başını… Bu adamın ayaklarında dolaşıyor                                                … tamamını oku »

Saman Sarısı, Nâzım Hikmet Ran

Vera Tulyakova’ya derin saygılarımla I Seher vaktı habersizce girdi gara ekspres  kar içindeydi  ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım  peronda benden başka da kimseler yoktu  durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri  perdesi aralıktı  genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada  saçları… tamamını oku »

Severmişim Meğer, Nâzım Hikmet Ran

   yıl 62 Mart 28    Pırağ-Berlin tireninde pencerenin yanındayım    akşam oluyor    dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer    akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim    toprağı severmişim meğer    toprağı sevdim… tamamını oku »

Tahirle Zühre Meselesi, Nâzım Hikmet Ran

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu        … tamamını oku »

Taranta – Babu’ya Beşinci Mektup, Nâzım Hikmet Ran

Görmek         işitmek                 duymak                      düşünmek                                ve konuşmak koşmak alabildiğine başı dolu          başı boş koş-       -mak… Hehehey TARANTA – BABU                                    hehehey yaşamak ne güzel şey                           anasını sattığımın                                            yaşamak ne güzel şey.. Düşün beni… tamamını oku »

Umut, Nâzım Hikmet Ran

İşler, atom reaktörleri, işler, yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları, ölüleri toplar kaldırımlardan, işsiz ölüleri, aç ölüleri. İşler, atom reaktörleri, işler, yapma aylar geçer güneş doğarken, ve güneş doğarken köylü aile, erkek, kadın, eşek ve karasaban,… tamamını oku »

Vera’ya, Nâzım Hikmet Ran

Bir ağaç var içimde fidesini getirmişim güneşten. Salınır yaprakları ateş balıklar gibi. Yemişleri kuşlar gibi ötüşür. Yolcular füzelerden çoktan indi içimdeki yıldıza. Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar, komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok. İçimde ak bir yol var. Karıncalar buğday taneleriyle bayram… tamamını oku »

Yaşamaya Dair, Nâzım Hikmet Ran

1 Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın                             bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,            … tamamını oku »