yazara ait eserler: Edip Cansever

Aaaa, Edip Cansever

Bir Süleyman gördüm hiçbir yanı kımıldamıyor Oturmuş bir iskemleye Pek de oturmuşluğu yok iskemle ayaksız O nasıl şey, bu adam soyut mu ne Baksan bir ilgisi var elleriyle Uzamış uzamış uzamış doğrusu elleri Sevmeye domuzlanıyor gittikçe Konuştum konuşmuyor Dürttüm dürtülmüyor… tamamını oku »

Akdeniz Salgını, Edip Cansever

halikarnas balıkçısı’na I Öyle bir alaşımdır ki seninle deniz Bir açık deniz Bakınca hiçbir şey göremediğin Gözlerini duyduğun yalnız Sözlerin var, dudak izlerin yok sözlerinde. II Denedin ki oralarda zaman olmayı Şimdi bir Akdeniz salgınısın sen Sonsuz bir otobüs yolcusu… tamamını oku »

Amerikan Bilardosuyla Penguen!, Edip Cansever

I Elleri el gibi kocaman Beyazda bir nokta gibi kocaman Kocaman boşluğun küçülttüğü her şey gibi Biriyle kendini artırıyor durmadan Biriyle koyunlar gibi güdüyor ötekini Ayaklarını gizliyor bir köpekle Evine dönerken sonsuza geçen Göğü kullanıyorken maviye Günümüzden sesler alıyor, sesleri… tamamını oku »

Bir Genelev Kadını Ve…, Edip Cansever

Girdi Sırtında eski bir ceket vardı Bir yerlerden sızmıştı sanki, gün ışığı gibiydi Sarışındı Önce bir süre kapının önünde durdu durdu Gölgelendi, inceldi, beni gördü Pek önemsemedim Baktı, hiç konuşmadı Oysa bir İsa tasviri gibi uçumluydu, güzeldi Yer gösterdim, oturmadı… tamamını oku »

Cemal’in İç Konuşmaları I-II-III*, Edip Cansever

I* Bir şeyler çiziyorum buğulu cama – ben – Cemal’in ıslak sesi Kayıp gidiyor buğulu camda – Bir sabah yağmurunun en küçük tanımıysa Şu benim sesim – Çizip çizip siliyorum sesimi Birden odayla dışarısı birleşiyor Ve birleşir birleşmez Çıkarıp cebinden… tamamını oku »

Çoğullama*, Edip Cansever

I Biz kadınız, bilmeden seviyoruz bu kedileri Seviyoruz, bir sevilme içgüdüsüyle Bu bizim yüzümüzde ufacık çizgiler oluyor —acaba! Evet, çok değil, konuşurken düzeltiyoruz Orayı burayı topluyoruz, yeriyse çocuklarımızı öpüyoruz Ama biliyorsunuz ki gene de Hepimiz, işte hepimiz Bitmenin, tükenmenin yorgunluğu… tamamını oku »

Flaş, Edip Cansever

Hava poyrazladı yağmur yağacak Yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin Yukarda Küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü Patladı patlayacak Olanca hışmıyla kentin. Sensin Akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma Her şey rengine göre kanar bilirsin Tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi… tamamını oku »

Bu Gemi Ne Zamandır Burada, Edip Cansever

Bu gemi ne zamandır burada Çoktan boşaltmış yükünü Gece de olmuş, rıhtım da bomboş Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa Arkada, güvertede Ah, neresinden baksam sessizlik gene. Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye İçerde üç beş kişi Yalnızlık üç beş… tamamını oku »

Günlerden, Edip Cansever

Evet evet Doğrusu bilmiyorum Dalıp dalıp gidiyorum böyle Dalıp gidiyorum gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent Bir duvar, bir de sen, duruşunda güz özellikleri Dostlar, bütün dostlar içerde. Bir kent mi, bir yüz mü, binlerce yüz mü, bir kent mi Beyaz… tamamını oku »

İçindeki Sessiz Parlaklık, Edip Cansever

İçindeki sessiz parlaklık Elini kestiğin bir yerlerden görünür Sözgelimi bir tırnak kenarında Kalbini anlatırken kalbinde Bir şiir okurken şiirden sızan kanda Öyle ki Gözlerin maviyse de pembeyle bakarsın bana Kalır aklımda Çünkü o Ekim günleriyle aralıksız boyanan Bir ırmağın durgun… tamamını oku »

İçinden Doğru Sevdim Seni, Edip Cansever

İçinden doğru sevdim seni Bakışlarından doğru sevdim de Ağzındaki ıslaklığın buğusundan Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de Beni sevdiğin gibi sevdim seni Kar bırakılmış karanlığından. Yerleştir bu sevdayı her yerine Yüzünde ter olan su damlacıklarının Kaynağına yerleştir Her zaman saklamadığın,… tamamını oku »

Kuş Sürülerinden Bir Duvar, Edip Cansever

Eskişehirli bir tüccar tanırdım, bıyıkları Gereksiz konuşan bir adamın sakarlığında Enfiye çekerdi, bahçesindeki gülleri anlatırdı Çocuksu yüzler bırakırdı bir takım ambarlarda Sonbahar böyle geçerdi, o tüccarın sıkıntısı gibi Deniz kıyılarında, hayvan leşleri arasında Kış sanki iyi geçecek, bakıp duracaksın Yılbaşında… tamamını oku »

Manastırlı Hilmi Bey’e Birinci Mektup, Edip Cansever

İşte şu yağmurlar, işte şu balkon, işte ben İşte şu begonya, işte yalnızlık İşte su damlacıkları, alnımda, kollarımda İşte yok oluşumdan doğan kent Hiçbir yere taşmıyorum, kendime sızıyorum yalnız Ben dediğim koskocaman bir oyuk Koltuğun üstünde, aynadaki yansıda Bir oyuk!… tamamını oku »

Manastırlı Hilmi Bey’e İkinci Mektup, Edip Cansever

Susmanın su kenarındayız bugün Ne kadar sevgiyle konuşsak -konuşuyoruz da- Korkuyoruz gözgöze gelince Hilmi Bey Korkuyoruz Sanki gözler rakiptir de birbirine -öyle değil mi- Ve bir yokuştan iner gibi oluyoruz Bir yokuştan bir yokuşa sürekli – Nereye? – Bilmem ki… tamamını oku »

Masa Da Masaymış Ha, Edip Cansever

Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi… tamamını oku »

Mendilimde Kan Sesleri, Edip Cansever

Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna,… tamamını oku »

Ölü Öldü, Edip Cansever

Dün bütün gün yağmurlardı, bugün yaprak Ben yaprak diyorum ya Bizim yıkık manastır yüreğimiz Ağrısı tutmuş bir tayfa, yalınayak Konuşmayı bitirmiş sessizliğe geçiyor Sessizliği bitirmiş ölümü kullanarak Bizim yıkık manastır yüreğimiz Bir pencere, üç iskemle ve İshak. “Ben, ben olanım”… tamamını oku »

Ölü Sirenler, Edip Cansever

Gerçekte duymadığım sesler bitti Öğleye doğru bir gökgürültüsü yalnız Karıştırdı ortalığı bir süre Gök akıttı bir parça yağmurunu Ve deniz kuşları umutsuz Arıyorken kokularını gölgelerinde Sıyırdı bir iki bulutu güneş de Yığılıp kaldı yorgun Denizin gözbebekleri üstünde. Bir uyum muydu… tamamını oku »

Otel, Edip Cansever

I Denizin alçalışıyla otel bir düştü Binlerce kalıntı şehir değerinde Sularla kaçışan ölümler türküsü Sırdaş olan denizlerin diline Taşlaşmış hayat ürpertileri ardından Şekilsiz, oynak ve iniltili Pembe, daha doğrusu bir çocuk gülüşü renginde İzleri deniz hayvanlarının Belli ki bir adı… tamamını oku »

Pesüs, Edip Cansever

I Ben denizin kumları üzerinde durdum Bir heykel tadında olan ve bunu geçen Bir şekilde denizin kumları üzerinde durdum Durdum ki, şehrin son kalıntısı onu unutmak olsa gerek Diyordum. Ve bütün ayrıntılarından sıyrılmış bir düzlüğün Ayrı bir nesne gibi, daha… tamamını oku »

Saray Köftesi, Edip Cansever

Cebinde parası yok ama yoksul değil İleri görüşleri var okumuşluğu yok Canı hürriyeti çekmiş saray köftesi yiyor Koca bir konağın iç odasında Bin dokuz yüz beşte İstanbul’u düşünüyor Bin dokuz yüz beşte İstanbul’da Bir semai kahvesinde şiir okunuyor Siz de… tamamını oku »

Sevda Bir Ateş Buldu Sende…, Edip Cansever

Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni Artık kimse denizi bilmiyor. Dirseklerini masaya koyuşundan belli Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini Sevda bir umut buldu sende. Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan Artık kimse gözlerini bilmiyor. Şunu imzala… tamamını oku »

Su, Edip Cansever

Bir gün, bir uzun gün hep denize baktık Miller ve ağırlıklar bitti Gelip geçmeler bitti, gemilerin Beyaz ve kocaman gövdeleri Gözün kahverengi suyuna geldik. Palamutlar yaktık, çalılar her zamanki gibi Süsledi bizi bu ufak değişiklik Çok ağır bir şeydi gün… tamamını oku »

Tragedyalar I, Edip Cansever

KORO Çünkü bir bir yıkılmakta açsanız radyoları Sokaklar, köpekler, tanrının bütün eşyaları. EPİSODE Biter elimizdeki şey, biter her şey Kalırız, kan gibiyiz, donarız bir tanrısalda Seslerle ve kırık tırnaklarla Ve donar çılgınlığımız: gemilerde hiçbir kaptan yok Yok, çünkü denizler kocaman,… tamamını oku »

Tragedyalar II, Edip Cansever

KORO Ve umutlar sonsuzdur. Çünkü en büyük yaslar En büyük ölümlerden sonra tutulur. EPİSODE Gelirler bir geminin yolcular listesindeki adlarıyla Tozlu ve incir ağaçlarından örülmüş kazaklarıyla Çağlara göre sıralanırsa çok yönlü ve haritasız Yastutmaz bakışlarıyla Bir yürek resminden yapılmış yürekleriyle… tamamını oku »

Umutsuzlar Parkı, Edip Cansever

I Biliyorsunuz parkların Sizi çağıran tarafları İnsanın gizli, karanlık köşeleriyle oranlı Orada saklanıyor onlar Çünkü her türlü saklanıyorlar orada Bir yağmur öncesinin loş sokaklarıyla Dağınık mavisiyle gözlerinin Sevgi vermez kadın uçlarıyla Korkuya, sadece korkuya sığınmış olarak Eskimiş, kurtlanmış ikonlarıyla kiliselerinin… tamamını oku »

Uzak Yakınlık, Edip Cansever

Soruyordun, İlkyaz işte Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz Tenhalık böyle. Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde Beklesem hemen gelecek olduğun Tam öyle olduğun Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda Kırık dökük de olsa yanımda Mesela çok sevdiğin bir deniz… tamamını oku »

Yerçekimli Karanfil, Edip Cansever

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde Oysaki seninle güzel olmak var Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte Sen de… tamamını oku »