epilog'da yayımlanmış şiir türündeki eserler

950’den Notlar, Vedat Türkali

Yüce dağ başları dumanlı dumanlı Irmaklar yorgun ağır İnsanlar yapayalnız Nedir üstümüzdeki bu karanlık bulut Irgatın akşamlara kadar düşündüğü nedir Yabancı bandıralar bayraklar emirler Ne maviliklerde ferahlık ne toprakta güven Yurda ölüm tüccarları kurulmuş Bu vatan bu millet bu bayrak… tamamını oku »

A Cradle Song, William Blake

Sweet dreams, form a shade O’er my lovely infant’s head; Sweet dreams of pleasant streams By happy, silent, moony beams. Sweet sleep, with soft down Weave thy brows an infant crown. Sweet sleep, Angel mild, Hover o’er my happy child.… tamamını oku »

A Dream Within A Dream, Edgar Allan Poe

Take this kiss upon the brow! And, in parting from you now, Thus much let me avow– You are not wrong, who deem That my days have been a dream; Yet if hope has flown away In a night, or… tamamını oku »

Aaaa, Edip Cansever

Bir Süleyman gördüm hiçbir yanı kımıldamıyor Oturmuş bir iskemleye Pek de oturmuşluğu yok iskemle ayaksız O nasıl şey, bu adam soyut mu ne Baksan bir ilgisi var elleriyle Uzamış uzamış uzamış doğrusu elleri Sevmeye domuzlanıyor gittikçe Konuştum konuşmuyor Dürttüm dürtülmüyor… tamamını oku »

Acılar Denizi, Ümit Yaşar Oğuzcan

Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını Bu ne karanlık, bu ne zindan gece… tamamını oku »

Acılara Tutunmak, Hasan Hüseyin Korkmazgil

Acı çekmek özgürlükse Özgürdük ikimiz de O, yuvasız çalıkuşu Bense kafeste kanarya O, dolaşmış daldan dala Savurmuş yüreğini Ben bölmüşüm yüreğimi Başkaldıran dizelere Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimiz de elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya ikimiz iki dağdan iki hırçın su… tamamını oku »

Acının Omuzlanışı, İsmet Özel

Kadını bir gürültüye sapladılar. Evler tıkırtıydı, tıkırtıydı, tıkırtı kahkahamın düşürdüğü çiçekleri bulamadılar fırtınalı bir geceydi çünkü bulamadılar bombalar, bö sesleri, savaş alaborası… Yaşamak bir tıkırtıydı, aldırmadılar. Çocukların düşlerinde bir Markut bir kurbağa zıplıyor yaşamamızdan her gün zıplıyor, her gün eksiliyor,… tamamını oku »

Acıyor, Turgut Uyar

Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun sevgim acıyor Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlar da orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup… tamamını oku »

Adagio, A. Kadir

Yaşamın vişne rengi dudakları vardır sevgilim öpüşün kadar sıcak ve tatlı özgürlük türküleri de söylenir bu dudaklarla sevda türküleri de vişne rengi dudakları vardır sevdanın gülümser dudakların gibi titrek ve dokunaklı okyanus olur sarar dünyayı ölümün vişne rengi dudakları kimi… tamamını oku »

Adam Olmak, Bülent Ecevit – Çeviri

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer bekleyebilirsen usanmadan yalanla karşılık vermezsen yalana kendini evliya sanmadan kin tutmayabilirsen kin tutana düşlere kapılmadan düş… tamamını oku »

Aeneis IV, Virgil

At regina gravi iamdudum saucia cura volnus alit venis, et caeco carpitur igni. Multa viri virtus animo, multusque recursat gentis honos: haerent infixi pectore voltus verbaque, nec placidam membris dat cura quietem. Postera Phoebea lustrabat lampade terras, umentemque Aurora polo… tamamını oku »

Ağlayı Ağlayı Düştüm Yollara, Karacaoğlan

Ağlayı ağlayı düştüm yollara Karışayım bozbulanık sellere Adı sanı bilinmedik illere Gitmeyince gönül yardan ayrılmaz Ahım kaldı şu gelinin ahdinde Deremedim güllerini vaktinde Karanlık gecede kolum altında Yatmayınca gönül yardan ayrılmaz Gözüm kaldı şu kaplanın postunda Azrail de can almanın… tamamını oku »

Ah O Gemide Ben De Olsaydım, Ah Muhsin Ünlü

alper’den 700 lira borç aldım bugün israil devleti gömülsün diye karanlıklara! çünkü eğer borcu varsa bir mazlumun başka bir mazluma bir mazluma mazlum… sevgilim tam buraya uygun bir ayet bulamıyorum. oysa ne çok ayet vardı 90’larda… baktığımız her yerde ayrı… tamamını oku »

Akarsuya Bırakılan Mektup, Hasan Hüseyin Korkmazgil

Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını Neden akşam oluyorum tren kalkınca Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum Öyle çok acımasız ki, öyle birdenbire ki Az önceki çiçekler nasıl da diken diken Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası… tamamını oku »

Akdeniz Salgını, Edip Cansever

halikarnas balıkçısı’na I Öyle bir alaşımdır ki seninle deniz Bir açık deniz Bakınca hiçbir şey göremediğin Gözlerini duyduğun yalnız Sözlerin var, dudak izlerin yok sözlerinde. II Denedin ki oralarda zaman olmayı Şimdi bir Akdeniz salgınısın sen Sonsuz bir otobüs yolcusu… tamamını oku »

Akdeniz’in Ufka Doğru Mora Çalan Mavisi, İsmet Özel

Yaz günleri beni hatırlamıyor. Salgılı bir hayvanla bitişiyorum yaz yaklaşınca yayılıyorum ortasına sevgili tüylerimin geniş uykulardayım, muazzam uykularda yılların zulmünden haberim yok ne de süzgün taşralı kızlar korosundan geçiyor hazza yatkın dudaklarıyla gece canımın ilmekleri arasından. Beni artık kimseler arayıp… tamamını oku »

Akla Karşı Tezler, İsmet Özel

1. Gecenin üçüdür en uygun zaman, bahse girerim düşünün: sabah çok yakın oysa ışıltı yok ortalıkta nerdeyse gece bitmiş ama sürmekte karanlık henüz uyanmış bazıları henüz uyumamış bazıları bazıları uyanmış uykusuna doymadan bazıları uykusuna varmadan doymuş görüyorsunuz ilm-i hilâf ü… tamamını oku »

Al Sevgilim Anne Ol Bununla, Ah Muhsin Ünlü

bu eser epilog‘dan kaldırılmış. neden? Al Sevgilim Anne Ol Bununla, Ah Muhsin Ünlü – Şiir Kaynak: Gidiyorum Bu, Ah Muhsin Ünlü, Sel Yayıncılık Gönderen: Samet Altun, (07.02.17, 02.16) < önceki eser  •  rastgele  •  sonraki eser > [ hata bildir ] hata… tamamını oku »

Altıncı Bap: İns-ü Cin, İsmet Özel

Cinlerin Hüsnü Yusuf’u kaçırmaları Elbet el altından bir desiseydi Bir insanı Yusuf’u yabancısı olduğu bir ufka taşıdılar. Yine de cinlerin insan ufkunu İnsanlık ortamını yıkmaya yanaştıkları söylenemez. Fakat ne yaptı buna mukabil insanlar? Cinlere sezdirmeden kimi bölgelerini onların Çaldılar önce… tamamını oku »

Amentü, İsmet Özel

İnsan eşref-i mahlûkattır, derdi babam bu sözün sözler içinde bir yeri vardı ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman bu söz asıl anlamını kavradı geçti çıvgınların, çıbanların, reklâmların arasından geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı kararmış rakamların yarıklarından sızarak bu… tamamını oku »

Amerikan Bilardosuyla Penguen!, Edip Cansever

I Elleri el gibi kocaman Beyazda bir nokta gibi kocaman Kocaman boşluğun küçülttüğü her şey gibi Biriyle kendini artırıyor durmadan Biriyle koyunlar gibi güdüyor ötekini Ayaklarını gizliyor bir köpekle Evine dönerken sonsuza geçen Göğü kullanıyorken maviye Günümüzden sesler alıyor, sesleri… tamamını oku »

An Gelir, Attilâ İlhan

an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar        gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet                o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet          çalgılar susar heves kalmaz        … tamamını oku »

Anadolu, Ahmed Arif

Beşikler vermişim Nuh’a, Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak… Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma… tamamını oku »

Anı, Melih Cevdet Anday

Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak şey değil Apansız geliyor aklıma Nerdeyse gün doğacaktı Herkes gibi kalkacaktınız Belki daha uykunuz da vardı Geceniz geliyor aklıma Sevdiğim çiçek adları gibi Sevdiğim sokak adları gibi Bütün sevdiklerimin… tamamını oku »

Annabel Lee, Edgar Allan Poe

It was many and many a year ago,          In a kingdom by the sea, That a maiden there lived whom you may know          By the name of Annabel Lee; — And this maiden… tamamını oku »

Annabel Lee, Melih Cevdet Anday – Çeviri

Senelerce, senelerce evveldi; Bir deniz ülkesinde Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz İsmi Annabel Lee; Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten Sevmekden başka beni. O çocuk ben çocuk, memleketimiz O deniz ülkesiydi, Sevdalı değil, karasevdalıydık Ben ve Annabel Lee; Göklerde uçan melekler bile… tamamını oku »

Aramızdaki, Turgut Uyar

Sevgilim sevgilim kuzey sanrısı gibidir geceyi beşe filan böler sonra ayılar hüzünden ölmez sevgilim sevgilim açlıktan ölür onlar işte bundan ötürü hüznü artık bir ayıya bıraktım sevgilim sevgilim bir ayıya ister ormanda kullansın ister buzdağında hayatın kutlu olsun sevgilim ki… tamamını oku »

Aşk Bize Küstü, Yılmaz Odabaşı

I Biz bu kentlere sığdık da, bu kentler bize sığmadı Asiya! Ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında; arttıkça yalnız, sustukça silik… Ay ışığı gölgeleri büyüttü, son kuşlar da vuruldular dağlarda. Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin; çağın vebalı gövdesinde bir hayalet… tamamını oku »

Aşk, Cemal Süreya

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş… tamamını oku »

Aşk Risalesi, Erdem Bayazıt

Ama sen uzaklardaydın ey kalbim Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı Ayın yıldızların çağlayarak Berrak şelaler yaparak Coşku içinde aktığı Bir yerlerdeydi. Hani bir gün bir çobana rastlamıştık Adı Ferhat mıydı neydi Koyunların, kuşların, böceklerin ve çiçeklerin Sadakatten mest oldukları Herbirinin gözlerinde Kaybolur… tamamını oku »

Aşk ve Çileler, Sezai Karakoç

Monna Rosa, siyah güller, ak güller. Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak. Kanadı kırık kuş merhamet ister. Ah, senin yüzünden kana batacak. Monna Rosa, siyah güller, ak güller. Ulur aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa. Monna Rosa, bugün bende… tamamını oku »

Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak, Mehmet Âkif Ersoy

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak… Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’ Davransana… Eller de senin, baş da senindir! His… tamamını oku »

Aynalar Yolumu Kesti, Necip Fazıl Kısakürek

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik; İşte yakalandık, kelepçelendik! Çıktınız umulmaz anda karşıma, Başımın tokmağı indi başıma. Suratımda her suç bir ayrı imza, Benmişim kendime en büyük ceza! Ey dipsiz berraklık, ulvî mahkeme! Acı, hapsettiğin sefil gölgeme! Nur topu günlerin kanına… tamamını oku »

Aynı Adam, İsmet Özel

Tozludur saçlarım, saçlarımdan devrilmiş sarayların dumanları savrulur yüzüm yanıktır yüreğime bir karanfil sokuludur ve partizanca darbelerin dünyaya ilen şavkı benim göğsüme göğsüme vurup durur. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum bahar da sürgülenir içime katranlar da hem koşarak yarattığım sevgiler vardır… tamamını oku »

Azıcık Haydut, Mehmet Şahinkoç

Yitip gittim bir vakit öldüm yitirmişlikten yitirilmiş çocuktum çağrılmaz yemişlikten incir de vardı orda kiraz ağacı ve dut pişman bir tilkiydim ben evecen biraz haydut ipi boynumda salıncak bozuyordu oyunu ne bilirdim çocuktum incir kiraz huyunu kırılan sağlam dalın ardındaydı… tamamını oku »

Bakır Tenli Yapraklar, İsmet Özel

Bak, ölüm güzü kıskanıyor şimdi ıssızdır onun sevimli kedisi ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor, uzayor defterine uğrayan kan lekesi senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran içli taşra kızların, gizemli eviçleri kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan o… tamamını oku »

Bakışsız Bir Kedi Kara, Ece Ayhan

Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lâmbayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan… tamamını oku »

Bakmaklar, İsmet Özel

Donyağından yapılmış sabunların ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı -ağır- ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın taşınmaz kıldığı. Ben şenlikçisiydim pıhtı kanın keten helvacılardan, bileycilerden rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim barutun ve susamanın güzelliğiyle tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim. Oraya, göğsüme iliklediğim… tamamını oku »

Bana Sor Sevgili Kâri, Mehmet Âkif Ersoy

Bana sor sevgili kâri’, sana ben söyleyeyim, Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım: Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım. Şi’r için “göz yaşı” derler; onu bilmem, yalnız, Aczimin giryesidir bence bütün âsârım! Ağlarım, ağlatamam;… tamamını oku »

Başım Eğik Dilim Kapalı Gözler Kançanağı Anlamında, Cahit Zarifoğlu

Asrımızın zarif düşünceli gençlerinden biri Kederli elini Temiz alnına koyarken fikretmek için Çocukların susması Kuşların ve kedilerin uzaklaşması Haritaların üzerine bezlerin atılması Lambaların kısılması Kadınların bir vakit konuşmadan Yaşaması gerekebilir Ve açılabilir görüntümüz Sahnemiz Perdemiz: Hergün bir miktar kros boksit… tamamını oku »

Başka Bir Yıldızda, Ahmet Hamdi Tanpınar

Bu ümitsiz ve biçare Şahitleri ömrümüzün Bu aynanın sularında Kaç kere yıkandı yüzün. Bu lamba ve hülyamıza Yabancı binlerce uyku; Bir demir pençeydi sanki İçimizde eski korku… Ve birden değişen yüzün Arzunun uzaklarında, O çılgın bitiş, kayboluş Göğsünde ve kollarında.… tamamını oku »

Bazı Şeyleri Açıklıyorum, Ülkü Tamer – Çeviri

Soracaksınız: Leylaklar nerede hani? Gelincik yapraklı metafizik nerede? Sözcüklerine incecik delikler açıp onları saçan yağmur nerede? Kuşlar nerede hani? Her şeyi anlatayım. Kent dışında yaşardım, Madrid dışında, çanlarla, saatlerle, ağaçlarla. Görülürdü oradan kurumuş yüzü Kastilya’nın meşin bir okyanus gibi. Evime… tamamını oku »

Bekle Beni, Ahmet Telli

I Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni Bahar geldiğinde kırlara çıkacaksın dizboyu otlar üstünde koş koşabildiğince ve sakın yitirme neşeyi Kırların sessizliğinde yüreğinin sesini dinle ve orada benim için küçücük bir yer… tamamını oku »

Ben Değildim, Özdemir Asaf

Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun Ağır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya… O geçen ben değildim. Bir gece, yatağında uyuyordun… Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi… tamamını oku »

Berdücesi, Cahit Zarifoğlu

a Dehşetli üşüyor ansızın gözbebeklerinden alaturka kurtulmuş yoksa saçları bütün saçları dünyaya akıyor aksarayda ve üç kulaç derinde beklemek daha başka sırtüstü yatıyor bütün azaları kirlenmiş günahlarından işlenmiş apayrı tüyleriyle kızlığından tavşan dokunulmazlığı bir sahne mutlaka ve galiba karnının bir… tamamını oku »

Beşinci Bap: Dönüş, İsmet Özel

Bütün sevişenlerin zor dakikaları vardır Hepsinin o zamanlarda benzeşir davranışları Hüsnü Yusuf Aldı Şivekârını karşısına Ellerini tuttu Ayırmadan gözlerinden gözlerini Önce derin bir iç geçirdi Konuşmaya başladı sonra: “İkimiz o bir kalarak en özel yeri” “Yaratılmışlar arasında” “Ne kadar hakkıyla… tamamını oku »

Biliyorum Çok Geç Oldu, Cahit Zarifoğlu

Ayakbileklerimden bir de tutup sözüm ona Ellerimle de duyarak basıyorum toprağa Deli deprenişlerin köpüğüyüm yoksa Ne hah yerleşip oturdum Ne bir ayak yeri eşeledim Ne bir dam aradım başımda Perişan toztoprak içinde eşyam Yanlardan Arkadan otların arasından Vahşi bir hayvan… tamamını oku »

Bir Adam, Özdemir Asaf

Korku dağlarının yürekçisi, Ölüm denizlerinin kürekçisi; Öyle suskun oturuyor şişesinin başında, İçtiğinin hem hırsızı, hem bekçisi, Onu kırmış olmalı yaşamında birisi. Dinledikçe susması, düşündükçe susması… Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi, Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası. Bir Adam, Özdemir Asaf… tamamını oku »

Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli, İsmet Özel

Gecenin dürüstlüğünden herkes kuşkulanır korkulur o kuş yüklü iniltilerden ve mor ağzını gecenin kumuna batıran ben çağdaş serüvenler adına bütün fotoğraflarını yakan yakan ve bekleyen. Çarpar yüzü bir çocuğun mezarlara yine de ağartamaz tanımını gecenin. Ezgisiz ama esnaf bakışlarıyla soyunan… tamamını oku »

Bir Ayrılış Hikayesi, Nâzım Hikmet Ran

Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya… Erkek kadına dedi ki: -Seni seviyorum, ama nasıl, kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beş yüz, yüzde hudutsuz kere… tamamını oku »

Bir Devrimcinin Armonikası, İsmet Özel

Binlerce, binlerce çocuk koşarak dokumuş benim kumaşımı hançeremde bu şehrin o geçimsiz mushafı vardım dayandım parmaklığına o büyük hesapların. Hazırım ey kalaycı çırakları ve güğümcüler ey rakı sürülmüş yaralarım. Ey rakı sürülmüş yaralarım gövdeleşin kırçıl acılarım benim gök de bir… tamamını oku »

Bir Eskimo Türküsü, Ah Muhsin Ünlü

Güleceğim tutuyor. Kızağımı kırdım çünkü. Kırıldı orta direkler. Güleceğim tutuyor bu yüzden. Burda, Talaviyak’da Bir buz kümbetine çarptım devrildim diye güleceğim tutuyor. Oysa gülünecek nesi var bunun? Bir Eskimo Türküsü, Ah Muhsin Ünlü – Şiir Kaynak: Gidiyorum Bu, Ah Muhsin… tamamını oku »

Bir Genelev Kadını Ve…, Edip Cansever

Girdi Sırtında eski bir ceket vardı Bir yerlerden sızmıştı sanki, gün ışığı gibiydi Sarışındı Önce bir süre kapının önünde durdu durdu Gölgelendi, inceldi, beni gördü Pek önemsemedim Baktı, hiç konuşmadı Oysa bir İsa tasviri gibi uçumluydu, güzeldi Yer gösterdim, oturmadı… tamamını oku »

Bir Gün Aşk Geçilmelidir, Ataol Behramoğlu

Ey artık ağzı ve saçları Uzun bir karanlığı ağartan boyna Maviden aşka boyayıp silahları Bilenip bir başkaldırmaya Korkak ve umutsuz yerlilerden Söküp son hızla çadırları Ağaran bir karı, geceden Yepyeni bir çıldırmaya Yangın. Onun alyuvarları. Kanlı bir geçit gibi. İsyan.… tamamını oku »

Bir Kez Gönül Yıktın İse, Yunus Emre

Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil Hani erenler geldi geçdi Bunlar yardu kaldı göçdü Pervaz urup Hakk’a uçdu Hüma kuşudur kaz değil Yol oldur ki doğru vara Er oldur… tamamını oku »

Bir Kırmızı Örtü, Turgut Uyar

herkes geçkin bir kışı yaşıyor istanbul’da türkiye’de geçkin bir kış nedir meselâ hüzün bile pahalı karlar bile bulgursu yüreğin tam ortasında bir iplik dokuz düğüm dokuzu da turnalı varış bir gülün başlangıcına değil suya eşitlik beklerken en azından gözleri kapalı… tamamını oku »

Bir Sabah Tanıdık Bir Şehre Girerken, Ataol Behramoğlu

Bir sabah tanıdık bir şehre girerken Sıcak ve dost şeyler düşünür insan Tanıdık bir yatak bekler sizi Bir çocuk yüzü gülümser anılardan Dost şehirler, sevgili, anne şehirler Nice anılar, nice mutluluklar yaşadım her birinizde Delikanlı bir sevinçle sokaklarınızdan geçtiğim oldu… tamamını oku »

Bir Sokak, Ahmet Muhip Dıranas

Dün gece lambaların kör ışığı içinde -Herkes ömründe bir kez olsun o yoldan geçer- Bir sokağa düştüm ki her köşede bir gölge, Her pencerede bir baş, her kapıda bir fener. Onların iki yana dizili yüzlerinde Kalmamış gibiydi bir damla ışıktan… tamamını oku »

Bir Yılın Son Günleri, Murathan Mungan

I Bir yıl daha bitiyor İşte bu kadar duru, bu kadar yalın Bu kadar el değmemiş Sıradan bir gerçeği daha kolları bağlı hayatımızın Bu şiire nasıl dahil edilebilir bir yılın son günleri Her sonda, her başlangıçta ve her defasında Alır… tamamını oku »

Biraz Daha, Turgut Uyar

Kullanmam ucuz özgürlüğü sana sığınırım Azarladığım bir dünyayı suya bırakıp Günlük dövüşü en uygun yerinde keserek Ve kan biraz daha akar durur, akmalıdır Bir çaresizlik sanırım, öfkem büyür uğunurum Oysa bir çiçek bir güzel dünyaya bakmalıdır Ve kuytulardan, unutulmaktan tek… tamamını oku »

Birinci Bap: Şivekârın Çıktığıdır, İsmet Özel

Ey sökülmüş cep! ey ıslak yorgan! Ey bulduğu her bahaneyle çıngar çıkaran! Yardım et! Yardım et! Bana ilah mahvedecek bir uzuv lazım. Gel çabuk Beni üzüntünün koynunda beklet Orada tohum serpecek kadar Bana zaman tanı. Ve konuş Varsa eğer yazgımızın… tamamını oku »

Bitmemiş Şiirler I, Turgut Uyar

(Ne de olsa sevda başka şeydir.) Olgun yaz başağı, güz ayvası… Bir ölümsüz lezzet her ısırışta Ömrün en güzel meyvası.. Bir destanî türkü ki deyme gitsin, Yaralısı sevdalılardan bahseder. Bir gümüş kupada üç damla zehir, Bakire belinde hançer.. Al kordelâya… tamamını oku »

Bitmemiş Şiirler VIII, Turgut Uyar

Vapur gürültüsüz ayrılır limandan Cümle hatıralar beraberimdedir. Feriköy’de bir tramvay durağı, Bir kış günü pastacıda, unutulmaz Bir sandal gezintisi ki; Sarıyer’de Fotoğrafları hâlâ iç cebimdedir… Ömrümüz böyle olmamalıydı, Elâgözlüm Bir vakitsiz meyve dilemeliydik Tanrı’dan Uzun hasretlerin arifesinde Ellerim böğrümde kalmamalıydı.… tamamını oku »

Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabâhı?, Mehmet Âkif Ersoy

بِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبيَ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاء مِنَّا Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! Nûr istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun! ‘Yandık! ‘diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun! Esmezse eğer bir ezelî nefha,… tamamını oku »

Buradayım Sözümde, Ahmet Telli

                                             …Düşüyorum Karıncanın peşine minik depremler oluyor Yabanıl ot kokuları, sonra düşler, düşüyorum… Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve… tamamını oku »

Büyük İnsanlık, Nâzım Hikmet Ran

Büyük insanlık gemide güverte yolcusu                                         tirende üçüncü mevki                                         şosede yayan                                         büyük insanlık. Büyük insanlık sekizinde işe gider                                         yirmisinde evlenir                                         kırkında ölür                                         büyük insanlık. Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter                                         pirinç de öyle                                        … tamamını oku »

Çağdaş Bir Ürperti, İsmet Özel

Anarak buruşuk memelerini bezgin günlerin geçiyordum hüznün arkalarından döşümde şehrin ahengini bozan ay resimleri ve geceyi korkutarak durduran tasarımlar. Geçtim kara yağlar sürünerek kara yağlar sürünerek büyüdüm câni bir kadınla yattım ve beynim kırık bir suyun yüzünde yorgun yürüdüm. Ki… tamamını oku »

Cehennemde Bir Mevsim, Arthur Rimbaud

   Anımsayabildiğim kadarıyla, eskiden, bir şölendi yaşantım açtığı tüm çiçeklerin, tüm şarapların aktığı.    Bir akşam Güzelliği dizlerime oturttum. – Ve acı buldum onu. – Sövdüm.    Silahlandım tüzeye karşı.    Kaçtım. Ey büyücü kadınlar, ey mutsuzluk, ey kin, size emanet… tamamını oku »

Cellâdıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar, İsmet Özel

Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında. Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar ben yaşarken koptu tufan ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kâinat her şeyi gördüm içim rahat gök yarıldı, çamura can verildi linç edilmem için artık bütün deliller… tamamını oku »

Cemal’in İç Konuşmaları I-II-III*, Edip Cansever

I* Bir şeyler çiziyorum buğulu cama – ben – Cemal’in ıslak sesi Kayıp gidiyor buğulu camda – Bir sabah yağmurunun en küçük tanımıysa Şu benim sesim – Çizip çizip siliyorum sesimi Birden odayla dışarısı birleşiyor Ve birleşir birleşmez Çıkarıp cebinden… tamamını oku »

Çiçekten Adalar, Faruk Nafiz Çamlıbel

Her sahile bir müjde götürmek emeliyle, Yaptıkdı beyaz bir gemi ilhamın eliyle; Hisler gibi açtıktı hayâl ufkuna yelken. Her mevsimimiz başka bir iklimde geçerken, Bir gün, gemimiz parçalanıp kaldı kenarda… Mihmânız o günden beri zümrüt kayalarda. Âlemle bütün bağlarımız böyle… tamamını oku »

Cıgarayı Attım Denize, Cemal Süreya

Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüyoruz Gökyüzünün o meşhur maviliğinde Uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla Bir akdeniz şehri çıkabilir içinde Alıp yaracak olsa yüreğini Şimdi bir güvercinin Şimdi sen tam çağındasın yanına varılacak Önünde durulacak tam elinden tutulacak Hangi bir elinden… tamamını oku »

Çınarı yıkmak için, Nâzım Hikmet Ran

Çınarı yıkmak için baltayı köküne vururlar evi yıkmak için sokarlar kundağı temele. Kartal uçmaz olur kanadı kırılınca. düşünebilir miyiz başımız vurulunca? Onlar köküdür memleketin, dallara yürüyen su, bu kökte saklıdır. Onlar umudun temeli, onlar kanadı hürriyetin, halkın aklıdır. Kaç kere… tamamını oku »

Çoğullama*, Edip Cansever

I Biz kadınız, bilmeden seviyoruz bu kedileri Seviyoruz, bir sevilme içgüdüsüyle Bu bizim yüzümüzde ufacık çizgiler oluyor —acaba! Evet, çok değil, konuşurken düzeltiyoruz Orayı burayı topluyoruz, yeriyse çocuklarımızı öpüyoruz Ama biliyorsunuz ki gene de Hepimiz, işte hepimiz Bitmenin, tükenmenin yorgunluğu… tamamını oku »

Çok Üşümek, Turgut Uyar

Bir kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın Urban içinde üşüyüp üşüyüp kaldığımızın Bir kalır yanık yağlar kokusu şehirlerde Uzun nehirlere binip uzaklaşmadıkça Bir kalır yabancı yataklarda o oteller Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler… tamamını oku »

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü, İsmet Özel

Yaşamaktan öte özür bulamayınca aşka sonuçları bir bir gözden geçiriyorum pulluklarla devrilen toprağın ıslaklığındaki can madenlerin buharından elde edilen büyü bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular nelerse ki yaşamak sözünü âsi kılan nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala. Denedim. Soğuk… tamamını oku »

Cüzamlılar, Aloysius Bertrand

Heykelci P.J. David için Her sabah, yeşil dallar içer içmez çiğleri, açılırdı miskinler tekkesinin kapısı zıvanalar üzerinde, ve cüzamlılar, tıpkı eski zaman keşişleri gibi her gün dalarlardı ıssız yerlere, Âdem Baba vadilerine, ve çiçekli otlarda yayılan dişi geyiklerden, berrak sularda… tamamını oku »

Dalga, Cemal Süreya

Bulutu kestiler bulut üç parça Kanım yere aktı bulut üç parça İki gemiciynen Van Gogh’dan aşırılmış Bir kadının yüzü ha ha ha. Bir kadının yüzü avucum kadar İki gözümle gördüm vallahi billahi Yıldızlar vardı kafayı çekmiştim Bu kimin meyhanesi ha… tamamını oku »

Dalga, Orhan Veli Kanık

“Deli eder insanı bu dünya; Bu gece, bu yıldızlar, bu koku, Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç” Vazgeçemediğim, 1945 Mesut sanmak için kendimi Ne kâğıt isterim, ne kalem; Parmaklarımda cıgaram, Dalar giderim mavisinden içeri Karşımda duran resmin. Giderim, deniz çeker;… tamamını oku »

Dalgın Dalgın Seyreyledim Âlemi, Âşık Veysel Şatıroğlu

Dalgın dalgın seyreyledim âlemi Renkler ne çiçekler ne koku ne Bir arama yaptım kendi kafamı Görünen ne gösteren ne görgü ne Çeşitli irenkler türlü görüşler Hayâl mıdır rüya mıdır bu işler Tatlı muhabbetler güzel sevişler Güzellik ne sevda nedir sevgi… tamamını oku »

Dar Kapı, Orhan Veli Kanık

Nedir bu geceyle gelen birsam? Duyuyorum serzenişlerini. Karanlıkta ağzının yerini Arıyor deli gibi hâfızam. “Yanıyor unutulmuş buhurdan Yine gecenin içinde sessiz”, Hâtıralarla kabaran deniz, Doluyor ruhun oluklarından. Işık yağıyor doğan geceden; Nasıl diriliş bu, neden sonra? Bu rüya gibi geceden… tamamını oku »

Davun, İsmet Özel

Uç benim boynumun soytarısı kirle her cemreyi bana doğru olan unuttum güçbela soluyan perdeleri dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam unuttum onu da. Zaten bir tanım değil midir tavsayan düşüp kalkmalara hüznün hacanası diye bildiğim akşam bir tanım değil midir o kıyısız… tamamını oku »

Defne Ormanı, Melih Cevdet Anday

Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri İçin felsefe yapıyorlardı, çünkü Ekmeklerini köleler veriyordu onlara; Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini Köle sahipleri veriyordu onlara. Ve yıkıldı gitti Likya. Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü Felsefelerini köle… tamamını oku »

Démangeaison, İsmet Özel

Hayatsız kalmıştım. Birden Dürin Chopin’in yedi numaralı valsiyle balkonda belirdi cildi çürüyen İstanbul’un üstünden korkulu göz sonbahar üssüne çöktü. Süsünden öldü şehir hüznünden oldu. Bir de o gün Şevki bey biraz çekil kardeşim demesin mi Chopin’e ravii meçhul ama inanmak… tamamını oku »

Desem Ki, Cahit Sıtkı Tarancı

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Senden tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için,… tamamını oku »

Diken, İlhan Berk

Ne sigaralarda tat kaldı Ne gönlümü avutur tazeler, Önümde açık duran tek umut Kapısı daraldıkça daraldı. Her gece gökte bir küçük yıldız Seninleyim diye el eder Ne onun uzaklığı azalır, Ne benim içimdeki kederler. Kırların kokusu bile duyulmuyor, Yeşeren otların,… tamamını oku »

Do Not Go Gentle Into That Good Night, Dylan Thomas

Do not go gentle into that good night, Old age should burn and rave at close of day; Rage, rage against the dying of the light. Though wise men at their end know dark is right, Because their words had… tamamını oku »

Dördüncü Bap: Bir Yusuf, Bir Şivekâr, İsmet Özel

Şivekâr buldu Kendi arayışında bir karşılık bulunduğunu. Ya Yusuf? Peki, Hüsnü Yusuf bulunmak istiyor muydu? Harikulade bir bahçede Cinlerin arasında geçmişti günleri Öğrenmişti cinlerden yüzlerce hüner İnsanlar arasında kalsaydı eğer Hükmetmek ve itaat etmekten başka bir alanda Yusuf’a rahat vermezdi… tamamını oku »

Dost, Cahit Külebi

Bir gece habersiz bize gel Merdivenler gıcırdamasın Öyle yorgunum ki hiç sorma Sen halimden anlarsın Sabahlara kadar oturup konuşalım Kimse duymasın Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız Dokunarak uçalım. İnsanlardan buz gibi soğudum, İşte yalnız sen varsın Öyle halsizim ki hiç… tamamını oku »

Düşüncelerimin Başucunda, Orhan Veli Kanık

Hasretimin yıllardan beri bel bağladığı… İşte odur düşüncelerimin başucunda. O, göğsünün taşkın hareketi avucunda, Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı. Kendi bahçesidir onu içinde gördüğüm. Yollar yine her günkü gibi yaz uykusunda Ve yaban çiçeklerinin buruk kokusunda Her ikindi günlük rüyasını gören… tamamını oku »

Duvar, Mehmet Semih Öztekin

bu eser epilog‘un terk etmiş. almış başını çok uzaklara gitmiş. neden? Duvar, Mehmet Semih Öztekin – Şiir Kaynak: Elek Dergisi 1. Sayı, Mehmet Semih Öztekin Gönderen: Samet Altun, (03.04.17, 19.00) < önceki eser  •  rastgele  •  sonraki eser > [ hata bildir… tamamını oku »

Elde Var Hüzün, Attilâ İlhan

söyleşir evvelce biz bu tenhalarda               ziyade gülüşürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylerdi mercan köz nargileler             zamanlar değişti            … tamamını oku »

Eldorado, Orhan Veli Kanık

Ufkunda mavi bulutların uçuştuğu dağ, Büyülü göklerinde sesler duyduğum Aden, Avucumda dört kollu nehrin verdiği maden, Üstümde yemişleri alnıma değen Tûbâ. Müthiş dünyasile, uykuma ilk girdiği yer… Gülümsüyor mavi bir ay ışığında kamış. Göllerin şekil dolu derinliğine dalmış Vuslatın havasını… tamamını oku »

Elhân-ı Şitâ, Cenab Şahabeddin

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş;  Eşini gâib eyleyen bir kuş                         gibi kar Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar… Ey kulûbün sürûd-ı şeydâsı, Ey kebûterlerin neşîdeleri, O bahârın bu işte… tamamını oku »

Elleri Var Özgürlüğün, Oktay Rıfat Horozcu

1 Köpürerek koşuyordu atlarımız Durgun denize doğru. 2 Bu uçuş, güvercindeki, Özgürlük sevinci mi ne! 3 Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz, Düşünmek yasak, İşgücünü savunmak yasak! 4 Ürünü ayırmışlar ağacından, Tutturabildiğine, Satıyorlar pazarda; Emeğin dalları kırılmış, yerde. 5 Işık kör edicidir,… tamamını oku »

Ellerinize ve Yalana Dair, Nâzım Hikmet Ran

Bütün taşlar gibi vakarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benzeyen elleriniz. Arılar gibi hünerli, hafif, sütlü memeler gibi yüklü, tabiat gibi cesur ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında… tamamını oku »

Esenlik Bildirisi, İsmet Özel

Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir. Duygular paketlenmiş, tercime elverişli gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir gazeteler tutuklamış dünya kelimesini o dünyadan, o şiirden… tamamını oku »

Eşik, Ahmet Hamdi Tanpınar

Bu yekpare akış, durgun, derinden… Her aynada yalnız kendi görünen Bu yüz ve şifasız hüznü eşyanın Kendi cevherinde mahpus bir ânın Dağıttığı dünya hep yaprak yaprak, Dalgın, unutulmuş sesleri uzak Bir uykudan bana tekrar dönenler, İçimde, dışımda hep aynı çember! Bin… tamamını oku »

Evet, İsyan, İsmet Özel

Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların onu yaralar kıpırdatıyor ve o sertelmektedir yaralardan kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri saçları bukleli bir çocuğu öperek uyandıran içimize güneşler bırakan nal sesleri. Keserle yontulmuş bir ağzı var sabahın varınca… tamamını oku »

Fevkalâde Memnunum Dünyaya Geldiğime, Nâzım Hikmet Ran

Fevkalâde memnunum dünyaya geldiğime, toprağını, aydınlığını, kavgasını ve ekmeğini seviyorum. Kutrunun ölçüsünü santimine kadar bilmeme rağmen ve meçhulüm değilken güneşin yanında oyuncaklığı dünya, inanılmayacak kadar büyüktür benim için. Dünyayı dolaşmak, görmediğim balıkları, yemişleri, yıldızları görmek isterdim. Halbuki ben yalnız yazılarda… tamamını oku »

Flaş, Edip Cansever

Hava poyrazladı yağmur yağacak Yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin Yukarda Küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü Patladı patlayacak Olanca hışmıyla kentin. Sensin Akıyor ön dişlerin beyaz beyaz yanıma Her şey rengine göre kanar bilirsin Tırnakların pembeye boyanmış bir koy gibi… tamamını oku »

Frost At Midnight, Samuel Taylor Coleridge

The Frost performs its secret ministry, Unhelped by any wind. The owlet’s cry Came loud–and hark, again ! loud as before. The inmates of my cottage, all at rest, Have left me to that solitude, which suits Abstruser musings :… tamamını oku »

Gazel, Yusuf Nâbî

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz Çok da mağrûr olma kim mey-hâne-i ikbâlde Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz Top-ı âh-ı inkisâra pây-dâr olmaz yine Kişver-i câhın nice sengin hisârın görmüşüz Bir… tamamını oku »

Bu Gece En Hüzünlü Şiiri Yazabilirim, Pablo Neruda

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı. Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara. Kollarıma aldım bu gece… tamamını oku »

Gece Vakti Bir Sokağı Düşünmek, Behçet Necatigil

Yarı yüzüm gölge, yarı yüzüm ışık Ansızın koptu aradaki bağ. Yasak bölgelere girdiğimdendi Birdenbire duruşum. Ben buradan giderim, çok geç oldu Sen de git yat, yorgunsun… Deminki havayı yitirdiğimdendi, Gerçeklere dönüşüm, korkularda. O, aydınlık yerlerde anlardı beni, Eğer anlamaksa bu.… tamamını oku »

Gece Vakti Kimdir Kapıyı Çalıp Gelen, Ataol Behramoğlu

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen Yitirdiğim bir mutluluk mu Habercisi mi gelecekteki bir mutluluğun Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen İçimde bağıran acılar mı Serseri, başıboş bir rüzgar mı Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen Ansızın çıkıp gelen bahar… tamamını oku »

Gece ve Yas, Behçet Necatigil

Bir köşeye büzülüp Böyle susmazdım ama Kapılardan süzülüp Gece doldu odama. Bir yağmur ince ince Çarpıyor şimdi cama Hasret kaldım sevince Korku yüzümde yama. Dalarken gözümde yaş Ben böyle sonsuz gama Artıyor yavaş yavaş Damlardaki ağlama. Gece ve Yas, Behçet… tamamını oku »

Gececil Kuşların Ürkmediği Aydınlık, İsmet Özel

Günlerimize o ilkel sesleri karışır ya gemileri annelerinden çok seven çocukların bir adam gelir ya devinen bir sancıdır artık gelir eski günlerden ve uzar sanki uzar ırzına geçilmiş bir kahramanlık. Sinsi gülüşlerimizdir şimdi pis bir suda yıkanan korkulardır katar katar… tamamını oku »

Geceleyin Bir Korku, İsmet Özel

Hırlıyım, böylece büyüyor baldırlarım ve boynumun öpülen yeri iri bir kuş kendini ağartıyor koltukaltlarımda geceyi hor görüyorum, böylece gecenin bütün itliğini irkilip terliyerek bir erkek sesi olarak yatağımda tanrım, Pekos Bil’im gözet beni. Beni çünkü buram ağrır, bacaklarımı hor görürüm… tamamını oku »

Geceleyin Bir Koşu, İsmet Özel

Külden bir ağzım vardı mermilerden önce çanların saçlarıma değdiği yerde ulurdu Mori, bakırcı çarşısı, incitepe ağzımın üniformasına sokulurdu. Bir çocuğun ağrıyan gülüşü vardı mermilerden önce. Onu gizlice öperdim. Onu sürüngen yumurtaları ve mezarlarla birbirine açılan karanlık mağaralarla öperdim. Öyle sessiz,… tamamını oku »

Geldi Geçti Ömrüm Benim, Yunus Emre

Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi İşbu söze Hak tanıktır bu can gövdeye konuktur Bir gün ola çıka gide kafesten kuş uçmuş gibi Miskin âdem oğlanını benzetmişler ekinciye… tamamını oku »

Gelinlik Kızın Ölümü, Melih Cevdet Anday

Salâ verilirken kalktık kahveden, Cumaydı, yılın en beklemiş günü, Yemeni gibi üstünde tabutun, Gölge veren ağaçsız bir gökyüzü. Kızın babası yanımızda, boyu uzun, Zayıf, ağzında mırıltılar. On köylü, iki subay, bir tezkereci er, Sıralandık ahşap mescidin avlusunda, Namaz kılmadı adam,… tamamını oku »

Bu Gemi Ne Zamandır Burada, Edip Cansever

Bu gemi ne zamandır burada Çoktan boşaltmış yükünü Gece de olmuş, rıhtım da bomboş Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa Arkada, güvertede Ah, neresinden baksam sessizlik gene. Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye İçerde üç beş kişi Yalnızlık üç beş… tamamını oku »

Geyikli Gece, Turgut Uyar

Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta Her şey naylondandı o kadar Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı. Ama geyikli geceyi bulmadan önce Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk Geyikli geceyi hep bilmelisiniz Yeşil ve yabani uzak ormanlarda Güneşin… tamamını oku »

Giden Bir Ömre Gazel, Ümit Yaşar Oğuzcan

Zamanlar iyi kötü yaşanır gider, Sanma bu yol sonsuza uzanır gider. Anahtar açmaz olur bir gün kilidi, Ne kalmışsa içinde paslanır gider. Kişi çıktığı yerden düşer ansızın, Bir salıncak boşlukta sallanır gider. Bir gün anlar her şeyin boş olduğunu, İnsan… tamamını oku »

Giderken, Cahit Sıtkı Tarancı

Mektup alırsın, her taraf gül gülistan! Derken cenaze geçer, her taraf zindan! Mümkün olsa da insan her zaman gülse; Olmasa her sevincin sonunda hüzün! Acısı da, tatlısı da ömrümüzün, Çok pahalıya oturur üstümüze. Sanki ne diye yola çıktık? Çocukluk! Hayra… tamamını oku »

Gizli Macera, Turhan Oğuzbaş

Ne zaman yağmur yağsa sokaklara Bir kadın kollarımda uyurdu geceleri Sonra en güzel yerinde macerasının Bir rüzgâr saçlarını dağıtırdı sabaha karşı Bir deli poyraz ellerini üşütürdü Başı omuzuma düşer ıslanırdı yeşil gözleri Deli olurdum Ne zaman yağmur yağsa sokaklara Karanlığımda… tamamını oku »

Göklerde Eriyip Gitmek İsterdim, José Marti

Göklerde eriyip gitmek isterdim, Yaşamın ışıklı ve dingin olduğu, Sürekli ve huzur veren bir esriklikte, Beyaz bulutlarda gezintilerin mutluluk verdiği — Dante’nin yıldızlar arasında yaşadığı yerlerde. Biliyorum, çünkü gördüm gözlerimle Işıklı bir günde tarlalarda bir çiçeğin Nasıl açıverdiğini goncasını — Ruh da… tamamını oku »

Gökyüzünde Bir Mızrak Güneş, Mehmet Şahinkoç

susarım sancıyla sinemden sökülür sebepli sebepsiz sesim endamında ergensi eczadan mümkün mü olsun enkazım beleş olmasa oyun içre oyun olmasa ortasında ordunun savaşmak hevesim rızaya ripa rapteden tutkum madem rütbeme kalleş Rimbaud’nun rüyasında raks eden kediye kefen olsun histerim pusatsız… tamamını oku »

Günlerden, Edip Cansever

Evet evet Doğrusu bilmiyorum Dalıp dalıp gidiyorum böyle Dalıp gidiyorum gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent Bir duvar, bir de sen, duruşunda güz özellikleri Dostlar, bütün dostlar içerde. Bir kent mi, bir yüz mü, binlerce yüz mü, bir kent mi Beyaz… tamamını oku »

Hadi Gülümse, Kemal Burkay

Hadi gülümse bulutlar gitsin İşçiler iyi çalışsın, gülümse Yoksa ben nasıl yenilenirim Belki şehre bir film gelir Bir güzel orman olur yazılarda İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse. Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok Çakıl taşlarım vardı benim Ama sen başkasın anlıyor… tamamını oku »

Hakikat Nerede?, Mustafa Kemal Atatürk

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır? Tuna ezelden Türk diyarıdır. Bilinen tarihler söylememiş bunu Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak, Dinleyin sesini doğan tarihin, Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin. Asya’nın ortasında Oğuz oğulları, Avrupa’nın Alplerinde Oğuz… tamamını oku »

Hâlâ Koynumda Resmin, Ahmet Telli

Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı sımsıcak konuşurdun konuşunca hâlâ koynumda resmin Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar… tamamını oku »

Han-ı Yağma, Tevfik Fikret

Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır; Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır! Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır… Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!… tamamını oku »

Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden, Ahmed Arif

Yiğit harmanları, yığınaklar, Kurulmuş çetin dağlarında vatanların. Dize getirilmiş haydutlar, Hayınlar, amana gelmiş, Yetim hakkı sorulmuş, Hesap görülmüş. Demdir bu… Demdir, Derya dibinde yangınlar, Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs… Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde, Çelik kadavrası korugan’ların. Ölünmüş, canım, ölünmüş Murad… tamamını oku »

Hâsılım Yok Ser-i Kûyunda Belâdan Gayrı, Fuzûlî

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı Garâzım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı Ney-i bezm-i gamem ey mâh ne bulsan yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı Perde çek çehreme hicrân günü ey kanlu sirîşk Ki gözüm görmeye ol mâh-likâdan… tamamını oku »

Hasretinden Prangalar Eskittim, Ahmed Arif

Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard – arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül – gürül akan bir dünya… Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar… tamamını oku »

Hatırlat Da Haziranın Sonlarında Çocukluğumu Yakalım, Ah Muhsin Ünlü

Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum Şehre inerim bir sinema yağmura çalar Otomobil icad olunur Zarifoğlu ölür Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür. – Senagalliler dahil değil. Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini… tamamını oku »

Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine, Yılmaz Odabaşı

Gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı. Ne varsa uçurumlar eşiğinde, hüzünlerle yalpalayan ne varsa gözlerimin önünde ve hayat gül kokulu bir sağanak yine. Bir şeyler anlatmak istiyor hayat ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına. Gün batıyor, bukağısı paslı bir… tamamını oku »

Hemingway’in Bir Hikâyesinden Çağrışımlarla, Ataol Behramoğlu

Kadın ve adam oturuyorlardı Uzakta beyaz dağlar vardı Gara girmek üzereydi Barselona – Madrid treni Kadın üzgündü, üzgündü, üzgündü Adam düşündü, düşündü, düşündü Aşkımız bitmesin isterim dedi Biralar içildi ve başka içkiler Kadın ve adam kederliydiler Ne birleşiyor, ne ayrılıyordu… tamamını oku »

Henüz Vakit Varken Gülüm, Nâzım Hikmet Ran

Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri                      Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara        … tamamını oku »

Hikaye, Cahit Külebi

Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz! Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz! Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz! Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkıyalar… tamamını oku »

Horatius, Thomas Babington Macaulay

“To every man upon this earth Death cometh soon or late. And how can a man die better Than facing fearful odds For the ashes of his fathers And the temples of his gods” LARS PORSENA of Clusium, By the… tamamını oku »

Hoş Geldin Kadınım, Nâzım Hikmet Ran

Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin. Yorulmuşsundur; nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını, ne gül suyum, ne gümüş leğenim var. Susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim. Acıkmışsındır; sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam memleket gibi esir ve yoksuldur odam. Hoş… tamamını oku »

Hüzünlü Bir Akşam Borusunun Ezgisi İçin Söz, Melih Cevdet Anday

Av bitti, titreyen borular Akşamı kovalıyor köpeklerle İkimiz içinse yarına kadar Topal Hephaistos’la nar ateşte Dövülecek üzünç namluları var. Kemikten yapışık kardeşler gibi Vurgun yemiş tinimle kutsal tenim Ah biri kanatsız ateşböceği Siz boğumlu deyin, ben eklemli diyeyim Toprak yutan… tamamını oku »

I Have A Rendezvous With Death, Alan Seeger

I have a rendezvous with Death At some disputed barricade, When Spring comes back with rustling shade And apple-blossoms fill the air— I have a rendezvous with Death When Spring brings back blue days and fair. It may be he… tamamını oku »

İbrahim, Asaf Halet Çelebi

ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller… tamamını oku »

“İçimden Şu Zalim Şüpheyi Kaldır Ya Sen Gel Ya Beni Oraya Aldır”, İsmet Özel

Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar kalmışsa birkaç ısrar ölümle yarışacak onların yardımıyla dünyamıza acıdım. Dünya. Çıplak omuzlar üstünde duran. Herkes alışkın dölyatağı borsalarla ağulanmış bir dünyaya. Benimse dar çünkü… tamamını oku »

İçindeki Sessiz Parlaklık, Edip Cansever

İçindeki sessiz parlaklık Elini kestiğin bir yerlerden görünür Sözgelimi bir tırnak kenarında Kalbini anlatırken kalbinde Bir şiir okurken şiirden sızan kanda Öyle ki Gözlerin maviyse de pembeyle bakarsın bana Kalır aklımda Çünkü o Ekim günleriyle aralıksız boyanan Bir ırmağın durgun… tamamını oku »

İçinden Doğru Sevdim Seni, Edip Cansever

İçinden doğru sevdim seni Bakışlarından doğru sevdim de Ağzındaki ıslaklığın buğusundan Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de Beni sevdiğin gibi sevdim seni Kar bırakılmış karanlığından. Yerleştir bu sevdayı her yerine Yüzünde ter olan su damlacıklarının Kaynağına yerleştir Her zaman saklamadığın,… tamamını oku »

If, Rudyard Kipling

If you can keep your head when all about you Are losing theirs and blaming it on you; If you can trust yourself when all men doubt you, But make allowance for their doubting too; If you can wait and… tamamını oku »

İki Şey, Cemal Süreya

Silmeye çalışma yavrum lekeni gözyaşlarınla, çünkü bitektir leke taşır görkemli düşlere mahvolmaz renklerini dehşetin karanlık yol açıp kendine en yalın suda bile bir uçurum özü tanır güvenli derbentlere, sıfatıdır ölüm kavrulan işçi arının azgın peteğinin içinde, sayıklasa da ağaç gövdesine… tamamını oku »

İkinci Bap: Yusuf’un Kaçırılışıdır, İsmet Özel

Tohumu, Anasının rahmine Bir ilkbahar gecesi düşmüş. Baharmış. Dışarda rüzgar. Dışarda dallarda, bulutlarda Toprakta delimsirek çırpınışlar. Bir yanda hışır hışır emeniyor börtü böcek İrili ufaklı bütün kuşlar Suskun buldukları korunakta Öte yanda tabiat Bir kadınla bir erkeğin yatakta Terli telaşıyla… tamamını oku »

Ils Sont Eux, İsmet Özel

Ağır ceza reisi duruşmaya girerken safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin Fransız ihtilâlinden kalma. Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin garip bir tarafı var kaşlarını çatınca bir çocukluk dolduruyor yüzünü ürkünç bir uğursuzluk gülümsediği sıra. Garip… tamamını oku »

I’m Explaining A Few Things, Pablo Neruda

You are going to ask: and where are the lilacs? and the poppy-petalled metaphysics? and the rain repeatedly spattering its words and drilling them full of apertures and birds? I’ll tell you all the news. I lived in a suburb,… tamamını oku »

İnandık Geleceğine, Yaşadıksa, Ümit Yaşar Oğuzcan

Sen yoktun bir zaman var olan kötülerdi Azgın otlardı naçar toprağımda büyüyen Tutup ellerimden beni karanlıklara sürükleyen En kirli güzelliklerinde yaşayan ölülerdi Ben doluydum, çaresizdim, ağlardım onlar gülerdi Sen yoktun, bir zaman var olan kötülerdi Yaşamak pis bir dumandı evlerde,… tamamını oku »

İnce Sızı, İsmet Özel

Var mıdır nalçaları sevincin gün tene değince kanatları uzar mı derin bir secde gibi rüzgâra aşılanmak dostları düşünmenin çarpıntısından mı Yokum arkadaş düşünmekle varılan tada hayata yalnızca kafanı banmak gövdende namusluca güdebilmek sevinci elbet burkulup kalmaktan iyi. Kara gözlerimde uğuldayan… tamamını oku »

Irmak, Yves Bonnefoy

Ama hayır, her zaman Bir kanat açmasıyla olanaksızın Uyanırsın, bir çığlıkla, Yer’den, ki yalnızca bir düştür. Sesin, ansızın, Bir sel gibi boğuktur. Bütün anlam, toplanmış, Düşer ona, taşın üstüne Fırlatılmış uyku gürültüsüyle. Ve kalkarsın, bir sonsuz defa, Etkisinden kurtulamadığın bu… tamamını oku »

İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın, Ümit Yaşar Oğuzcan

Ben nice İstanbullu’lar gördüm sana gelinceye kadar Kirli paçavralara benzerdi insanları Dostluktan, vefadan yoksun. Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun. Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri Bir tutsam Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri Evlerinde bulduğum yalnızlık… tamamını oku »

İstanbul’u Dinliyorum, Orhan Veli Kanık

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Önce hafiften bir rüzgâr esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmıyan çıngırakları; İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken: Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda;… tamamını oku »

İstiklâl Marşı, Mehmet Âkif Ersoy

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu… tamamını oku »

İyi Adamın Sorgusu, Samet Altun – Çeviri

bu eser epilog‘dan kaldırılmış. neden? Almanca aslından İngilizce’ye Çevirisi: The Interrogation of The Good / Bertolt Brecht İyi Adamın Sorgusu, Samet Altun – Şiir, Çeviri Kaynak: Samet Altun, “İyi Adamın Sorgusu”, epilog Kalıcı Bağlantı: https://epilog.mefhum.org/iyi-adamin-sorgusu-samet-altun-ceviri Gönderen: Samet Altun, (07.04.17, 21.16) < önceki eser  •… tamamını oku »

İzin Verin De, Metin Altıok

Benim bu dünyada bir yerim olmadı, Kuytu gövdemi saymazsak eğer. Gövdem ki varla yok arası, Hem varlığa, hem yokluğa değer. Ama yüreğim hiç solmadı. Bir gül koklayayım izin verin de. Ben yaşama da, ölüme de inandım; Tamamlarlar sanırdım eksiklerimi. Çarşıları… tamamını oku »

Japon Balıkçısı, Nâzım Hikmet Ran

Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik’te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır,… tamamını oku »

Jazz, İsmet Özel

Bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar etimde şîrpençe çıkar bu kızı alamazsam bu işi bitiremezsem şehirden beni kovarlar izin kâğıdım yanar konuşacak olursam bu senet bankalar… tamamını oku »

Kaçış, İsmet Özel

Serin karanlığıma bir çingene düşerdi gökyüzünde birikirdi hazineleri kışın dağların dağlarda birikirdi gölgeleri ürkütülmüş gölgeler kapımda çoğaldıkça yüreğime o tedirgin çocuklar da düşerdi kar yürürdü gözlerime tüyden ayaklarıyla kar yürürdü çünkü kar o temiz eldiveni gökyüzünün tüfengimin ıssızlığını büyütürdü bir… tamamını oku »

Kaçmak İsterken Vuruldu, İsmet Özel

Gök gürledi Canı sarsılmadı şimşek çakışından Ve yağışlar dilinden döküleni epritemedi Sert esen poyrazın dayattığı siliklik Ağustos sıcağı gerekçesiyle pelteleşme Dilsizlik sağırlık çolaklık körlük Mızrak değdiremediler güzelim gövdesine Değiştirilsin aniden coğrafya dersinde konu Kaçmak isterken vuruldu. Burukluk enginine düşsek kalfadır… tamamını oku »

Kâinatın Gözleri, Turhan Oğuzbaş

Kocaman kocaman gözleri vardı Kâinatın Sevince ağlayıp unutunca gülen Çok var ki ağlamadı gülmedi mevsimlerce Bu kadar rezil değildi yaşamak eskiden Korku en güzel şarkıydı gözlerinde Hiç yaşamadığı gecelerde söylenmiş Ve siyahta tutuşan iki fırça gibiydi elleri Palete değmemiş renklerle… tamamını oku »

Kalan, Özdemir Asaf

Bir şey kaldı gecelerden birinde Senden. Öncesinde bilinmemiş bir şey, Silinmez bir ses gibi giden.. Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde, Bir şey kaldı senden Yaşamalar’ın arasında kaçamaklı. Veriliş rengi başka, alınış rengi başka.. Söylemeye vakit kalmadan Dudakların altına bırakılmış bir şey.… tamamını oku »

Kalbim, Ahmet Hamdi Tanpınar

Boş dehlizlerinde ne ziya, ne ses… İnziva, korkudan kısık bir nefes Gibi dalga dalga ürperir, erir. Her şey bu bakımsız, eski sarayda Bir sonsuz elemi hatırlatmada Duyulan, sezilen yalnız kederdir. Dallarda inlerken rüzgârın neyi Mehtapta yükselen bir fıskiyeyi Beyhude düşünür… tamamını oku »

Kan Kalesi, İsmet Özel

Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde ey kanıma çakıllar karıştıran isyan saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında… tamamını oku »

Kanla Kirlenmiş Evrak, İsmet Özel

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Aşklarım, inançlarım işgal altındadır tabutumun üstünde zar atıyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar denize yaklaşınca kumlar ve çakıltaşları geçmiş günlerimi aşağılamaktadır. Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Ve rüzgar buruşturuyor polis… tamamını oku »

Kanto, Cemal Süreya

Ben nerde bir çift göz gördümse Tuttum onu güzelce sana tamamladım Sen binlerce yaşıyasın diye yaptım bunu Bir bunun için yaptım                                      … tamamını oku »

Kaplar Denizin Yüzünü, Behçet Necatigil

Kaplar denizin yüzünü Unutulmuş uykularda Şimdi değişmiş kayıp Şimdi bir başka uzak. Kopmuşsanız yıllar yılı sürmüş bir yaşamadan Kapanmışsa o sayfa İçinizde bir ezik, garipsi türkü Şimdi artık yoksa. Daralan gecede Boş yere aramak sevinci Beraberken acı yan Ayrılınca neden… tamamını oku »

Kaptan, Attilâ İlhan

1 eflâtun gözlerin olduğunu bilmiyordum geceyarısını yaşamaktan yorgunum ayazın avucunda unutmuştun ellerini önünden geçtiğim halde beni tanımadın ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım şiirlerim külrengi kumrular gibi uçuyorlar bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok hele paris’in gökleri aklımı başımdan alıyor… tamamını oku »

Kar Altında Hüzün Denemesi, Erdem Bayazıt

Dünyanın en uzun hüznü yağıyor, Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üzerine. Kar yağıyor ve sen gidiyorsun, Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimizi O insan ve tabiat çağını. Dön bana ve dinle! Kuşlar uçuşuyor içimde. Loş bir keman solosu gibi Kuşların uçuştuğunu içimde, Dön… tamamını oku »

Karacaoğlan’ın Bir Şiiri Üzerine Çeşitlemeler, Melih Cevdet Anday

I Atımla yola çıkıyoruz seherde Sabah, büyük bir kuş uyanıyor, Ağırlaşmış ay gibi susuyorum, Yaşı bilinmeyen yağmur önümde, Bin yıl ötedeki ufak çiçekler. Dün gece, dün gece gördüm düşümde Kömür gözlümden ayrı düşmüşüm Sevdamın avucunu bastırıyorum geceye Yağıyor dağlara kar… tamamını oku »

Karanfil Sokağı, Ahmed Arif

Tekmil ufuklar kışladı Dört yön, on altı rüzgar Ve yedi iklim beş kıta Kar altındadır. Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar Ray, asfalt, şose, makadam Benim sarp yolum, patikam Toros, Anti-toros ve asi Fırat Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler Vatanım boylu boyunca… tamamını oku »

Karlı Bir Gece Vakti Bir Dostu Uyandırmak, İsmet Özel

Benim adım insanların hizasına yazılmıştır. Her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu. Keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım ölüm ve acılar çatsaydı beni düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı. Anmaya gücüm yetseydi de… tamamını oku »

Karlı Kayın Ormanında, Nâzım Hikmet Ran

Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. Ben ordan geçerken… tamamını oku »

Karoon, İsmet Özel

Ne gümüş bir çocukluk ölümün mavi cinleri uykusunda bıraktığı saçlarındaki yangın o balçıkla beslenen saçlarındaki yangın ona doğru uzanınca akşamın kanlı eli sönmüş ateşlerini öptü tapınağımın ona cinleri sığındıran ay korkusudur ne gümüş bir çocukluk ölüler gibi sağlam ölüler gibi… tamamını oku »

Kartopu Düze İndi, Şükrü Erbaş

Herkes odasında istiyordu dünyayı Ben sustum ufuklara bakan bir sesle Ne akşamdı söylenenler ne sabah. Eşiklerde bir zamandı Ve ben, ve herkes ve odalar Üşüdük iki duygu arasında. Ah yetinmezlik Vardın varacağın yere Kartopu düze indi. Bir ölü yıkayıcı değil… tamamını oku »

Kaside-i İstibdat Yahut Kırmızı İzler, Mustafa Kemal Atatürk

Bir köhne kadit parçası, bir çehre-i menhus, zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi. Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus efkârı sakimane ile âleme karşı. Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit, âmali harisanesini eyledi tezyit… Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur, tırnaklarını aileler kalbine… tamamını oku »

Kaybolan Şiir: Hayretlerimiz, Cahit Zarifoğlu

İlim diye bağlansa boynun Secdeye gecikir alnın Konuşan dilin uzar Yalan olur gıybet yürür Elde asa giydi çarık De hangi günah beldesinde Alnını yere koydunsa bile Acep yakın mısın gaflet misin Say boynunu vuruyorlar Zebaniler bir takım Bir zaman böyle… tamamını oku »

Kendisini Unutmuş, Özdemir Asaf

Bütün aşkların kitabı elinde Sevilmemiş yinlerin balosuna gitti. Öylesine kalabalıktı ki, Sevdiğini anlamadı. Bütün kapıların anahtari elinde Öpülmemiş dudakların balosuna gitti. Öyle aydınlıktı ki, Öptüğünü anlamadı. Işıklarla örtünmüştü çıplaklık, Renklere uzandı susamış, Beyazlıklar arasında kayboldu bakışları. Gözleri yaşamıyordu artık. Şekilleri… tamamını oku »

Kesik, Cemal Süreya

Sokaktaki adamların gözlerinde yitik Nasıl oluyor bir türlü anlamıyorum Arada bir barış arada bir gökyüzü Her şeyin güzeli aşkla beraber Kesik kesik Hiç durmadı aşk dursa bile dünya İnsanlar sevdiler hep bazı insanları Gece inmesin gözlere ve sokaklara Vücutlar arasında… tamamını oku »

Kimse, Murathan Mungan

zamanı yıllarla tartanlar yanılırlar hiçbir şey tartılmaz başka bir şeyle hatta çoğu zaman kendiyle bile yaşanır, içini tohuma bırakır geçer gider geçmez sandıkların bile hiçbir geçen tartılmaz kalanla neyin kaldığını çoğu kez kendi de bilmezken insan kimse kimse kimse sahi… tamamını oku »

Kış, İsmet Özel

“Kış geldi” kar yağdı, Her yere soğuk saldı. İki taraf olsak, Kar topu oynasak. Yaz gitti, güz gitti, Yine geldi kış baba. Kış, İsmet Özel – Şiir Kaynak: Erbain, İsmet Özel, Tiyo Yayınları Gönderen: Samet Altun, (28.07.17, 04.52) Seslendiren: İsmet Özel < önceki eser … tamamını oku »

Kısa Pantolon, Paslı Çakı, Dizde Kabuk Bağlamış Yara*, İsmet Özel

Nazlan Sitem et Kırıl bana Beni geç vakit Tek başıma suya yolla bahçede yüzünü öteye çevir Güle hayret ediyormuş gibi yap Gülümseyerek konuş da başkalarıyla Somurt avluda sadece ikimiz kalınca Kızıp en sevecen adımlarla üst kata çık En sevdiğim çiçeğin… tamamını oku »

Kıştan Kalan Soğukluk, Turgut Uyar

yine de kötü bir kış geçirmedik sanıyorum altın düştü örneğin karlar beyaz yağdı, direndi uzun zaman geleceğin sevgisi bir aklık olarak başladı sevgilim senin ellerin bir keçi sever kadar taze sevgilim kolera yavaşladı üstelik birkaç kez de aya gidildi gelindi… tamamını oku »

Kitabe-i Seng-i Mezar, Orhan Veli Kanık

I Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar; Hattâ çirkin yaratıldığından bile O kadar müteessir değildi; Kundurası vurmadığı zamanlarda Anmazdı ama Allahın adını, Günahkâr da sayılmazdı. Yazık oldu Süleyman Efendi‘ye II Mesele falan değildi öyle, To be or not to… tamamını oku »

Kötü Huylu Bir Ur Daha, Mehmet Çetin

geç zaman bir ırmak kadar uzaktan geldim parmaklarımın bir bir kırıldığı uzun bir dokunuştan. o erguvana adadım ellerimi uçurum kıyısına yakar mısın sigaramı bozkır kadar suskunum solgun haydutları arasından geldim kalbimin geldim hep hazırlıksız olsak kalbimize diye ansızın gülümsemeye kapıya… tamamını oku »

Kötü Kan, Arthur Rimbaud

   Göğ gözüm, kuş beynim ve kavgadaki toyluğum Galyalı atalarımdan kaldı bana. Onlarınki kadar barbarca buluyorum kılığımı. Ama saçlarımı yağlamıyorum.    Çağlarının en ahmak hayvan yüzücüleri ve ot yakıcılarıydı Galyalılar.    Onlardan kalma bana: puta tapma, günah tutkusu; oy! bütün… tamamını oku »

Kötü Şiirler, İsmet Özel

1. Senin çağıltın evlâdım sen denizi düşününce uğuldayan sokaklar açık renk bir elbiseye yakışan alnın sabah şehre henüz kamyonlar girerken bir kadın kıvranışını hatırlayıp kuduran ve zaten bu terli, bu tozlanan bulutlar altında bile saklı bir yerlerinde bir şeyler parıldatan… tamamını oku »

Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?, Şükrü Erbaş

Köylüleri niçin öldürmeliyiz? Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır Değişen bir dünyaya karşı Kerpiç duvarlar gibi katı Çakır dikenleri gibi susuz Kayıtsızca direnerek yaşarlar. Aptal, kaba ve kurnazdırlar. İnanarak ve kolayca yalan söylerler. Paraları olsa da Yoksul görünmek gibi bir hünerleri… tamamını oku »

Kuş Koysunlar Yoluna, Nilgün Marmara

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer… Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü… tamamını oku »

Kuş Sürülerinden Bir Duvar, Edip Cansever

Eskişehirli bir tüccar tanırdım, bıyıkları Gereksiz konuşan bir adamın sakarlığında Enfiye çekerdi, bahçesindeki gülleri anlatırdı Çocuksu yüzler bırakırdı bir takım ambarlarda Sonbahar böyle geçerdi, o tüccarın sıkıntısı gibi Deniz kıyılarında, hayvan leşleri arasında Kış sanki iyi geçecek, bakıp duracaksın Yılbaşında… tamamını oku »

Kuşun Ölümü, İsmet Özel

Kuş damdan düşünce sarışın bir yürüyüşüdür artık ölümün bir yağmurdur açılan kuraklığa bir yağmurdur kulübesi nisandan ve onun ayaklarına dolanan o gökyüzü kansız yüzleridir diri kuşların kuş düşünce damdan kuş düşünce damdan kızlar saçlarıyla ölümü düşünürler uzun bacaklı tanrılar koşuşur… tamamını oku »

Kusursuzluk, Mehmet Şahinkoç

Kusursuz çocuk elin asıl çubukta çember Çabucak terle çocuk nasılsa o an döner Çarpmadan gün bir güne coşkun akarken zaman Ay güneşin dizgini gün doğunca ay söner Dar mevsime varışta ölmez coşku yatışır Tuhaf kokar her çiçek buğusu garip amber… tamamını oku »

Leke, Gülten Akın

Çağın en karmaşık yerinde durduk biri bizi yazsın, kendimiz değilse kim yazacak sustukça köreldi kaba günü yonttuğumuz ince bıçak nerde onlar, her kımıldayışta çakan tansık, ışıldatan büyü bir gün daha görülmedi bir gün daha geçti otları soldurarak öğrendik de körmüş,… tamamını oku »

Liman, Behçet Necatigil

Güçlü fırtınalarda direkleri kırılmış Gemiler bize sığınır, bulduk sanırız. Görmezler. Varsa yoksa uzaklar, Onarırız. Giderler, kalırız. Sonra gecelerde. Bu son olsun, son Gönderme! Engine yalvarırız. Sonra büyür daha da Korkunç yalnızlığımız. Liman, Behçet Necatigil – Şiir Kaynak: İki Başına Yürümek, Behçet Necatigil, De… tamamını oku »

LXVI. Sone, Can Yücel – Çeviri

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,… tamamını oku »

Makber, Abdülhak Hamit Tarhan

Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı, Gönlüm dolu ah-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı, gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim, o haksar kaldı, Bir köşede tarumar kaldı, Baki o enis-i dilden, eyvah, Beyrut’ta bir mezar kaldı. Bildir bana nerde,… tamamını oku »

Manastırlı Hilmi Bey’e Birinci Mektup, Edip Cansever

İşte şu yağmurlar, işte şu balkon, işte ben İşte şu begonya, işte yalnızlık İşte su damlacıkları, alnımda, kollarımda İşte yok oluşumdan doğan kent Hiçbir yere taşmıyorum, kendime sızıyorum yalnız Ben dediğim koskocaman bir oyuk Koltuğun üstünde, aynadaki yansıda Bir oyuk!… tamamını oku »

Manastırlı Hilmi Bey’e İkinci Mektup, Edip Cansever

Susmanın su kenarındayız bugün Ne kadar sevgiyle konuşsak -konuşuyoruz da- Korkuyoruz gözgöze gelince Hilmi Bey Korkuyoruz Sanki gözler rakiptir de birbirine -öyle değil mi- Ve bir yokuştan iner gibi oluyoruz Bir yokuştan bir yokuşa sürekli – Nereye? – Bilmem ki… tamamını oku »

Masa Da Masaymış Ha, Edip Cansever

Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi… tamamını oku »

Masum, Mehmet Şahinkoç

Bu çağı göğsüne sapladılar Tutup gözlere kör aynanın şavkını Kabzasından evirip yok’ladın dilinle Hiç mi hiç adını tazim ile anmadın Biri olsun dineleydi dinleyip Tersiyle de elinin silip dünya zamkını Körmüşse işiteydi taze canın sözünü Sağır değil cancağzım o yüzden… tamamını oku »

Mataramda Tuzlu Su, İsmet Özel

West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin! Uzun yola çıkmaya hüküm giydim. Beyazların yöresinde nasibim kalmadı yerlilerin topraklarına karşı suç işledim zorbaların arasında tehlikeli bir nifak uyrukların içinde uygunsuz biriyim vahşetim beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı kendime dünyada bir acı kök… tamamını oku »

Mavi Gök Orda Mı, Cahit Zarifoğlu

Bakıyorsunuz kuşlar Hazır Sokak lambaları yanık unutulmuş Bir kadıköy vapuru hınca hınç insan Çok geçmeyecek Martılar beyhude turlar atacak Kıyılar lağım konserve kutuları Mısır koçanları Sevgi aranabilir yine Korkusuzca say koskoca kederlerini Bir kuyu bulunabilir Aklımdan çıkmıyorsun Sen hâlâ diz… tamamını oku »

Mavi Gözlü Dev, Nâzım Hikmet Ran

O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi,                           bahçesinde ebruliii                      … tamamını oku »

Maziyi Yâda Daldığım Zaman, Cahit Sıtkı Tarancı

I Maziyi yâda daldığım zaman, Renkler belirir tâ uzaklardan: Mavi, kırmızı, beyaz ve siyah; -Her renk ayrı bir hâtıradır ah!- Renkler renklere renkleri ekler, Olurken için renklere mahşer. II Maziyi yâda daldığım zaman, İçimde sanki sesten bir orman: Koşan, haykıran,… tamamını oku »

Mazot, İsmet Özel

Ağlamadan dillerim dolaşmadan yumruğum çözülmeden gecenin karşısında şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum. Şehre neden esmer ve dölek yüzümle döndüm dağlardan kar vakti tarlaları kımıldatan soluğum niyedir sarmalasın vites dişlilerini defneler, nakışlar yok alnımda neden.… tamamını oku »

Mendilimde Kan Sesleri, Edip Cansever

Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna,… tamamını oku »

Mıknatıssız Pusula, Ah Muhsin Ünlü

ben sana düzenli olarak telefon ediyorum. adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum. hakiki cinayetler işleniyor görüyorum. isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum. ben sana düzenli olarak telefon ediyorum. yüzyıl şilisinden bir dazz javulcusu inliyor tam arlarımda hiç durmadan kentlimağlup kıyasıya… tamamını oku »

Minnet Eylemem, Kul Nesîmî

Har içinde biten gonca güle minnet eylemem Arabi Farisi bilmem dile minnet eylemem Sırat-i Müstakim üzre gözetirim Rahimi İblisin talim ettiği yola minnet eylemem Bir acaip derde düştüm herkes gider kârına Bugün buldum bugün yerim Hak kerimdir yarına Zerrece tamahım… tamamını oku »

Muhayyer, Attilâ İlhan

önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız o gün ki ölümün perdesine yapayalnız yansırız ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız bir incesaz ki süreklidir yaprak döken korularda çılgınlıkları oluşturur en çapraşık duygularda… tamamını oku »

Müjgan’a Aşk Şarkıları, Attilâ İlhan

1 dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın türkçeyi nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi ürkek bir çilenti usulca yoklardı bahçeyi nerde tâvus kuşları nerde müjgân’ın gençliği nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi okşamak kumrallığını içimden uysal lambaların beyhude ıslıklarını yakınlaşan… tamamını oku »

Mukayyetiz Demek Ki Bir Hükümle Bu Yerde, Ali Kemal Akdeniz

Ben işte Ali Kemal burada oturmuşum Yukarıdan tarrakeli bir şölen diliyorum Bir şarkı, bir ilahi, bir kristal çalgı ki Ve sarsacak döşümden ağırlaşan kalbimi Ah zavallı bedenim ne kadar yorulmuşum Güya endazeliymiş mısralarımın hepsi Yüzyılın defterini dürmekle meşhurmuşum Bir saçları… tamamını oku »

Münacaat, İsmet Özel

Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa… tamamını oku »

Münacat, Turgut Uyar

birden hatırladık seninle buluşamadığımız günleri gel ey büyük bakış yüce suskunluk gel artık beri kentleri ve kasabaları ve köyleri çevirdik senin adına kapıları tutmaktan artık herkesin nasır oldu elleri olsun daha da tutarız sen varsan düşüncemizde ama gel tutarız karaları… tamamını oku »

Naat, İsmet Özel

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin.. Külden martı doğuran odalıklar Ve kahyalar Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler Celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan Ey hayat rengini sazendelik sanan Yırtlaz kalabalık!… tamamını oku »

Nicedir Sokakların?, Mehmet Şahinkoç

şehir beni bekleme, hem herkesten tazesin! hep sokakta soluyor her şeyi ben eden sır seni aklamaz hür bir elin ayası seni doyurmaz hiç bir pazar ne rengin ne de ritmin şehir beni bekleme -sağ sol koşanı ısır- elin kör başın… tamamını oku »

Nikbinlik, Nâzım Hikmet Ran

Güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler                  göre-                          -ceğiz… Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere            … tamamını oku »

. . . , Samet Altun*

ben parayım beş liralık bir banknot gibi sürekli el değiştirdim. bir gece dışarı çıktım ve bir lamba satın aldım. içinden bir cin çıktı ve ağlamaya başladı, yüksek sesle. ama döktüğü tüm gözyaşları benim içindi. işte ondan sonra her şey ters… tamamını oku »

O Bağımsız Dağların, İsmet Özel

Bendim benim gölgelerimdi yaklaşan dağlara ayaklarını satan ve bakır kazanlardan taşarken roma yorgun bir karanlığa ileten kendini o acı çığlıkları güzle ağartan ben ki sesimle coşturup al binitimi bir koşu yetişirdim o çılgın yaza o zaman roma’ya tutuşurdu tanrılar çocuklara… tamamını oku »

O Kırlarda Sabah, Samet Cevher

bir beyaz zambağın çıplak olmadığı kırlarda sabah uğursuz bir nehir gibi kara ve uğunur her nehir gibi tenhalığıyla. orada uğultular, çakıl taşları baş döndüren maceralar ardında bir kuş uyanıyor ağırdan. serin soluğunda ince bir ürperti — aşktan sarışın bir gün… tamamını oku »

Of Not Being A Jew, İsmet Özel

İniyorum kulelerinden katil iniyorum maktul minarelerden taraçadan, bahçeden ilk tanıyı bulanların indikleri her yerden ilk tanıyı bulandıran bir vaşakla birlikte değdikçe ayaklarım merdiven alçalıyor açılıyor leşlerin, atmıkların cesurane canlıların korka korka uzandıkları zemin ağzımda kef iki gözlerimde mil iniyorum kulelerinden… tamamını oku »

Ölü Asker İçin İlk Türkü, İsmet Özel

Bulutları kovan hırçınım benim, büyücüm doğrudur gebe kaldığım coşkun bir akarsudan bir bıçak alnıma çizer o homurtuyu ağırdan altın haykırışlarla kuşlar uçup gelir üstümüze gelip geceyi biriktirirler üstümüze ben ki otobüslerde sarışın sanmışım kendimi uzun zaman uzun zaman terli bir… tamamını oku »

Ölü Öldü, Edip Cansever

Dün bütün gün yağmurlardı, bugün yaprak Ben yaprak diyorum ya Bizim yıkık manastır yüreğimiz Ağrısı tutmuş bir tayfa, yalınayak Konuşmayı bitirmiş sessizliğe geçiyor Sessizliği bitirmiş ölümü kullanarak Bizim yıkık manastır yüreğimiz Bir pencere, üç iskemle ve İshak. “Ben, ben olanım”… tamamını oku »

Ölü Sirenler, Edip Cansever

Gerçekte duymadığım sesler bitti Öğleye doğru bir gökgürültüsü yalnız Karıştırdı ortalığı bir süre Gök akıttı bir parça yağmurunu Ve deniz kuşları umutsuz Arıyorken kokularını gölgelerinde Sıyırdı bir iki bulutu güneş de Yığılıp kaldı yorgun Denizin gözbebekleri üstünde. Bir uyum muydu… tamamını oku »

Ölüm Kere Ölüm / Ölüm Kare, İsmet Özel

İsa Golgota’ya çıkarken tökezlemeden önce Önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim Yâr idim dulda saydı beni açmak isteyen gonca Dert oldum Hira’ya beni teskine geldi Efendim İlk ben üşüdüm sonradır Tur-i Sina’daki sağnak Dağa çıktım, kurdu geberttim beni korkuttu keme… tamamını oku »

Ömrüm Diyorum, Ahmet Telli

Üzgün bir çocuğun yalnızlığı Kadar saydam kalabilseydim Ömrüm derdim, ömrüm nasıl da Dolu geçmiştir ölebilirim artık Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor Yaşanmışsa tüm yaşanacaklar Acı yitiriyor anlamını ve renkler Kül oluyor körleşirken gökboşluğu Bu dünya, dünya mıdır hani Bildiğimiz o… tamamını oku »

Ömür Törpüsü, Metin Eloğlu

Yaşamak istiyorum Yaşamak istiyorsun Yaşamak istiyor Böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum. Ama böyle dünya olur mu? Böyle barış olur mu? Böyle hürriyet olur mu? Böyle kardeşlik olur mu? Biliyorum ki, katlanıver, diyeceksin; Ama böyle yaşamak olur mu! Ömür Törpüsü, Metin… tamamını oku »

On Ayrılık Şiiri II, Ataol Behramoğlu

Sadece ikimize değil Bütün hayata üzgünüm Fotoğraflarda Bir gece hatırası Öylesine yalnızım ki Sanki yokum Eriyor eski ben Ve yeni biri olamıyorum Keder sokulgan adımlarıyla Gelip kıvrılıyor yüreğime Hayat sakin Şafakta evler gibi Sanki hiçbir şey olmadı İkimiz yokuz sadece… tamamını oku »

Onların Yani Sizin, Cemal Süreya

Onların, yani sizin hayatınıza Şarkılar girmiş, şarkısız edemiyorsunuz Şarkılar, yani barış yani gökyüzü Yani bazan burun buruna geldiğiniz köşebaşlarında Sonra usul usul, yavaş yavaş kaybettiğiniz Yani dost geldi gelecek, sevgili sevdi sevecek Yani yaşamak adına güzel düştüğü olan Şarkılar, yani… tamamını oku »

Otel, Edip Cansever

I Denizin alçalışıyla otel bir düştü Binlerce kalıntı şehir değerinde Sularla kaçışan ölümler türküsü Sırdaş olan denizlerin diline Taşlaşmış hayat ürpertileri ardından Şekilsiz, oynak ve iniltili Pembe, daha doğrusu bir çocuk gülüşü renginde İzleri deniz hayvanlarının Belli ki bir adı… tamamını oku »

Partizan, İsmet Özel

Gırtlağımda bir harf büyüyor buna dayanacağım dişlerim kamaşıyor yıldızlardan buna da. Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir. Artık yırtarak açtığımız zarflarda ne kargış, ne infilâk yalnız koynunda çaresiz, çıplak isyan işaretleri taşıyan bir ergen cesedi. Kabaran bir çarpıntı oluyor şehir uyusam… tamamını oku »

Pesüs, Edip Cansever

I Ben denizin kumları üzerinde durdum Bir heykel tadında olan ve bunu geçen Bir şekilde denizin kumları üzerinde durdum Durdum ki, şehrin son kalıntısı onu unutmak olsa gerek Diyordum. Ve bütün ayrıntılarından sıyrılmış bir düzlüğün Ayrı bir nesne gibi, daha… tamamını oku »

Pişmanlık ve Çileler, Sezai Karakoç

Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür; Bir odun parçası aydınlatır ocağı. Anne ateşin önünde perişan, Anne ateşin içinde hür… Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür. Yağmurlar sırtıyla sırtımın arasındadır; Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın. Bin parçaya böldü beni bir divane sır, Sesi… tamamını oku »

Provokatör, Nâzım Hikmet Ran

Bu adam sattı arkadaşını; sattı altın bir tepside arkadaşının kanlı, kesik başını… Bu adamın ayaklarında dolaşıyor                                                … tamamını oku »

Resulullahla Benim Aramdaki Farklar, Ah Muhsin Ünlü

resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim, resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi, ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam. resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım. ben annem ölürken çok ağladım çünkü… tamamını oku »

Rubâî, Beste, Yahya Kemal Beyatlı

Her rind bu bezmin nedir encâmı bilir Dünyâmızı nâgâh zalâm örtebilir Bir bitmiyecek şevk verirken beste Bir tel kopar âhenk ebediyyen kesilir Rubâî, Beste, Yahya Kemal Beyatlı – Şiir Kaynak: Rubâîler, Yahya Kemal Beyatlı, Yapı Kredi Yayınları Gönderen: Samet Altun, (12.02.17, 16.34)… tamamını oku »

Rüzgar, Cahit Külebi

Şimdi bir rüzgar geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Nerelerde gezmiş tozmuş Öğrenemedim. Besbelli denizden çıkıp Kıyılar boyunca gitmiştir, Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu Yüreğini allak bullak etmiştir. Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru Bulutları koyun gibi gütmüştür, Okşayıp otları yaylalarda… tamamını oku »

Sabah Ayartması, İsmet Özel

Bağrı çok savruk da olsa sabah günün en çıplak vaktidir günün en çıplak kuşları gezinir orda ve ilkin loş bir yürek çarpıntısıyla uyur göğsümün bedenimin çaşıtları bütün çaşıtları uyutur sabah kuşların, kuşların uçuşlarını da. Sabah ki aklını çeler bir kuzgunun… tamamını oku »

Sahibini Arayan Şiir, Mehmet Çetin

belki doğaldı büyü ve doğa içindi o an yaşadık tarih diye ve gelip çattık şimdi kendimize ve yalanımıza şiir diye inceldi çığlığımız kırdık kalbimizi daha kırın daha gidin daha öteye belki kırmızı gözlü kurbağaları da öldürmeye belki bir şeydi şiir,… tamamını oku »

Şahid-i Şevk u Safa, Neyzen Tevfik

Şahid-i şevk u safa etmez teveccüh bizlere, Yaver-i bahtı ezelde gırtlağından boğmuşuz. Safha-i mazi mülevves, hal bok, ati kenef Mader-i hürriyetin guya g…nden doğmuşuz. Şahid-i Şevk u Safa, Neyzen Tevfik – Şiir Kaynak: Azab-ı Mukaddes, Neyzen Tevfik, İtalik Yayınları Gönderen: Samet Altun, (19.12.16,… tamamını oku »

Saman Sarısı, Nâzım Hikmet Ran

Vera Tulyakova’ya derin saygılarımla I Seher vaktı habersizce girdi gara ekspres  kar içindeydi  ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım  peronda benden başka da kimseler yoktu  durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri  perdesi aralıktı  genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada  saçları… tamamını oku »

Sana Ne Yaptılar, Attilâ İlhan

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin Seni görür görmez özgürlüğümden utandım Söyle ne içersin, çay mı kahve mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. Saçların uzundu, omuzlarına… tamamını oku »

Sandık Odası, Murathan Mungan

gün ışığıyla yıkanmış küskün bir yıldız gibi akıp geçtin sessizliğimizin üstünden oyalanacak bir şey bile bırakmadın tozlanmış, dalgın bakışlarımıza ne zaman, nerede bir şey yitirsek burada bulacağımızı sanırdık bu sandık odasında mümkünmüş gibi balkonda unuttuğumuz nice yazlardan sonra… Sandık Odası,… tamamını oku »

Saray Köftesi, Edip Cansever

Cebinde parası yok ama yoksul değil İleri görüşleri var okumuşluğu yok Canı hürriyeti çekmiş saray köftesi yiyor Koca bir konağın iç odasında Bin dokuz yüz beşte İstanbul’u düşünüyor Bin dokuz yüz beşte İstanbul’da Bir semai kahvesinde şiir okunuyor Siz de… tamamını oku »

Savaş Bitti, İsmet Özel

var mı bilen başıma seni saranlar arasında adını mantık mı diyorlar idrak mısın hafıza mı sahici bir şeysen eğer söyle bakalım neydi sevgilinin koynuma kaçtığı tarih yıllardan hangisiydi hangi mevsimdeydik ayın kaçıydı koynummuş madem sevgilinin göz diktiği yer kaçmak için… tamamını oku »

Savaştığımız Günler Kendimizle, Cahit Zarifoğlu

Başın çok yükseklerde eğil selvi boylu Eğil bir kez nasıl bir şeysin göreyim Nasıl liman çocukları zalim Nağra atarlar gecenin koynuna Daha başkaları da var Tabiatlarını mayalarını açıklayan Ya sen selvi boylu nesisin Ya ben neyiyim körlüğün Eğil hakkımızla Birlikte… tamamını oku »

Sebeb-i Telif, İsmet Özel

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız yaprakla yağmurun aşkı meselâ kim olsa serpilen coşturuyor bizi imreniyoruz başkalarının mahvına. Yağmur mahvoluyor çarparak kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur silkiniyor vuran her damlayla. Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız bakıp başkasının… tamamını oku »

Şehrayin Şarkıları I, Nurullah Genç

seni yaşamadan ölmeyeceğim aşka özgü zakkum bahçelerinde gene acılara kalıyorum ben deniz ölesiye yakın ayaklarıma ey ülkemin pusatsız kahramanları erzurum garında, banklar üstünde sükût-u hayale uğrayan kalbim geceyi kavrayan parmaklarımla bu hasret, bu hicran zelzelesinde beni kurtarmaya gücünüz yetmez çünkü… tamamını oku »

Selam, Ahmet Muhip Dıranas

Uçuyor, duran bir anın havasında Işıktan kuşları bir akşam seherinin; Gündüzün geceyle buluşan noktasına Yaklaşıyor musikisi eteklerinin. Ve sanki ufkuma baştanbaşa gül rengi Kanatlarını açmada bir altın devir. Başlıyor ömrün ve ölümün güzelliği, Söyleyecek şimdi zaferlerini şiir; Selam, sonsuzluğun aydınlık… tamamını oku »

Sen, Rüştü Onur

I Rahmet bekleyen insanların Rahmet yüklü bulut ol semasına. Yalnız sen boşalt nasibini Aç ve tok toprağa. II Yağmur ol, bulut ol, şarkı ol Yalnız esirgeme kendini bizden. İçinde yüzdüğün denizden Daha derindir gecemiz. III Boşal ey yağmur boşal artık,… tamamını oku »

Seni Olan Yenilgi, İsmet Özel

Senin karanlığına kanat vuran yarasalar başka bir göğe germişler kendilerini yürekli savaşçılar olmuşlar gemilerini yakmışlar ve silâhlarını bilerken kanlarına yansımış gece senin sularına inen yırtıcılar ve piçler yani aşk çocukları yanan gemilerin suya yankısı oluyorlarmış yaşlı büyücüler söylediler çingene çocukların… tamamını oku »

Seni Saklayacağım, Özdemir Asaf

Seni saklayacağım inan Yazdıklarımda, çizdiklerimde, Şarkılarımda, sözlerimde. Sen kalacaksın kimse bilmeyecek Ve kimseler görmeyecek seni, Yaşayacaksın gözlerimde. Sen göreceksin, duyacaksın Parıldayan bir sevi sıcaklığı, Uyuyacak, uyanacaksın. Bakacaksın, benzemiyor Gelen günler geçenlere, Dalacaksın. Bir seviyi anlamak Bir yaşam harcamaktır, Harcayacaksın. Seni… tamamını oku »

Sessiz Gemi, Yahya Kemal Beyatlı

Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.… tamamını oku »

Sessizlik ve Kavga, Melisa Gürpınar

aylardan eylül’dü bahçenin ucundaki ceviz ağacına doğru yola koyuldum önce incir ağacına uğrayacak ve sonra kargaların düşürdüğü çürük cevizleri kırıp yiyecektim niyetim buydu bahçemiz bir ülke kadar büyük hayatımız unutulmuş bir düş kadar uzundu günde kim bilir kaç kez çocukluğumla… tamamını oku »

Sevda Bir Ateş Buldu Sende…, Edip Cansever

Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni Artık kimse denizi bilmiyor. Dirseklerini masaya koyuşundan belli Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini Sevda bir umut buldu sende. Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan Artık kimse gözlerini bilmiyor. Şunu imzala… tamamını oku »

Seven Ages of Man, William Shakespeare

All the world’s a stage, And all the men and women merely players, They have their exits and entrances, And one man in his time plays many parts, His acts being seven ages. At first the infant, Mewling and puking… tamamını oku »

Severmişim Meğer, Nâzım Hikmet Ran

   yıl 62 Mart 28    Pırağ-Berlin tireninde pencerenin yanındayım    akşam oluyor    dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer    akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim    toprağı severmişim meğer    toprağı sevdim… tamamını oku »

Sevgilerde, Behçet Necatigil

Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.… tamamını oku »

Sevgilim Hayat, İsmet Özel

Yüzüme bak ve yüzümü hırpala yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak sen her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat yaban, diri memelerinden ısırmak dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için çok oldu tepelere vurdum kendimi bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde tıraşı uzamış adamlardan… tamamını oku »

Sevgilime Bir Kefen, İsmet Özel

Alçak sesle uçuyor üzerimden saçları kına yakılmış bir kadının mihrâbı bu gövermiş güz günleri çıldırtır çileden ve kitaplardan çıkartır insanı urlar, karınca cesetleri titreyişlerle örtülür üstüm merak bir devrimcinin hazırlığıdır ve alçacık bir sesle uçar üzerimden kanser, begonya, ölüm. Beyaz… tamamını oku »

Sevgilime İftira, İsmet Özel

Dudaklarından kalkarken boynun kurcalar beni bir yanımı kara çıbanlara saldılar, ıslak bir yanım hiç aymamıştır, gümeçlerde saklıdır ondan ki nefret içinde omzunu okşuyorum ama şimdi bana gerçekten zor gelen şey bir grevin çocuklara kazınmış izlerini hatırlamak sözlerimi etime bastırıyorum içimde… tamamını oku »

Sevincin Yarısı, Melih Cevdet Anday

Kuşlar yağmur yağdırır da Yağmur güneşi vururdu ya Ben sana gelirdim Sevincin yarısı ağzımda Zambağa birikir sabahlar Ovalar atlara binerdi Kulesine koşuşunca deniz Cebimde geceden yıldızlar Arılarla ballarla kanımda Yüreğim avuç olurdu da Sonra çeşme de olurdu ya Mutsuz dönüşler… tamamını oku »

Sevmek de Yorulur, Cahit Zarifoğlu

Bir adam bir kadın var içimde iyice anladım Bana bunu sessizce anlatıyorlardı Bir yerde onların yönlerinden alımlı bir zarf katlanmıştı uzaktaki bulvarların geceye vurdukları çağırmasız kır günlerini zararsız akrepleri uzunlamasına yaşayıp yatay bir çocukla kalkan bir sürü alışkanlıklar taşıyan insanlığımızı… tamamını oku »

Şiir, Cemal Süreya

Kadın kendini gösterdi usulcana Çekingenlikle koşulu beyaz usulcana Gittiler gözleri aşka yaşamaya yangın Gidip gelenler oldu gitti geldiler. Kadın saçlarını getirmedi uzakta tuttu Umutsuzlukla dolu soyunuk uzakta Düştüler karanlıkta aralık aralık Düşüp ölenler oldu düştü öldüler. Kadın gözlerini koydu ortaya… tamamını oku »

Şiire Tutunmak, Aziz Nesin

Yok başka hiçbir umarın En granit kayanın en ortasında Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız Ya ölmektir kurtuluşun Ya da şiir tutunmak O en gergin tele şöyle bir dokun Son tınıyla tel kopsun Ayak sesleri duyulsun ölümün Her yanın her yönün çıkmaz… tamamını oku »

Sisler Bulvarı, Attilâ İlhan

elinin arkasında güneş duruyordu aylardan kasımdı üşüyorduk ağacın biri bulvarda ölüyordu şehrin camları kaygısız gülüyordu her köşe başında öpüşüyorduk sisler bulvarı’na akşam çökmüştü omuzlarımıza çoktan çökmüştü kesik birer kol gibi yalnızdık dağlarda ateşler yanmıyordu deniz fenerleri sönmüştü birbirimizin gözlerini arıyorduk… tamamını oku »

Üçüncü Bap: Şivekâr’ın Yolculuğudur, İsmet Özel

Eskiler iz sürerdi. Biz muttasıl arıyoruz yeni insanlar. Arıyoruz âlemin iç yüzünden zihnimize Yansıyan bir tasarımla gerçeği. Şivekâr bizden biri Yola çıktı yolu bilmeden Arıyor bir hedef gözüne kestirmeden Aradığı ne sevgili, ne efendi, ne sultan Özünü harekete geçiren onun… tamamını oku »

Size Olmayan, Turgut Uyar

sana olmayan özlem bir şeye benzemiyor – bilinir ben yoğun içki severim ne kavurucu ne umursanmaz ne de bir şey kuyruksuz uçurtma gibi sokaktan biri geçiyormuş gibi başka bir özlemin öznesi sanki aşk bazan imkânsız görünür kişiye hepten biten birinden… tamamını oku »

Sokağa Çıkıyorum, Melih Cevdet Anday

Sokağa bir diyalog gibi çıkıyorum Umrunda değilim gecenin. Gece Yarınki gecedir ve tanrıdır Tanrının umrunda değilim. Kimileyin seviyorum. (Sevmek kuşların Bir an boş bıraktıkları ağaçtır) Ve yalnızlığın kırmızı yapraklara Çalan büyüsünü duyuyorum: Ey cesaret Hep dolu tut bardağımı. Sevgi ve… tamamını oku »

Solgun Bir Gül Dokununca, Behçet Necatigil

Çoklarından düşüyor da bunca Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kâğıtlar Arasından… tamamını oku »

Soluk Soluğa I, Ahmet Telli

Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı Ama atıldı yine de serüvenlere Vakti olmadı acıların hesabını tutmaya Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı. Yangınlarla geçti ömrü ve hep yalnızdı – ki onlar daima birer yalnızdılar Nerde doğmuştu ve ne zaman kopup Gitmişti… tamamını oku »

Soluk Soluğa II, Ahmet Telli

Büyük aşklar yolculuklarla başlar Ve serüvenciler düşer bu yollara ancak Onlar ki dünyanın son umudu Soyları tükenen birer çılgındırlar Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında Ölümle alay ederler sanki Nerde beklenirse ordaydılar Bir kez bile gecikmediler ömür boyu Neydi onları… tamamını oku »

Son Beklediğim, Faruk Nafiz Çamlıbel

Ufkumda bulutlar kümelerken kara bahtım, Ben her gönül ufkunda doğan sabahtım. Devran herkese taslarla zehir sundu da birden Ben herkese bir neşe yarattım o zehirden. Bir köprü kurup, zulmetin ardında, seherle, Bildim gülüp eğlenmeyi ömrümce kederle. Alnımdaki her çizgi beyaz… tamamını oku »

Sonnet LXVI, William Shakespeare

Tired with all these for restful death I cry, As to behold desert a beggar born, And needy nothing trimmed in jollity, And purest faith unhappily forsworn, And gilded honour shamefully misplaced, And maiden virtue rudely strumpeted, And right perfection… tamamını oku »

Şöyle Garip Bencileyin, Yunus Emre

Acep şu yerde varm’ola Şöyle garip bencileyin Bağrı başlı gözü yaşlı Şöyle garip bencileyin Gezdim Rum ile Şam’ı Yukarı illeri kamu Çok istedim bulamadım Şöyle garip bencileyin Kimseler garip olmasın Hasret oduna yanmasın Hocam kimseler duymasın Şöyle garip bencileyin Söyler… tamamını oku »

Spleen III, Charles Baudelaire

Je suis comme le roi d’un pays pluvieux, Riche, mais impuissant, jeune et pourtant très vieux, Qui, de ses précepteurs méprisant les courbettes, S’ennuie avec ses chiens comme avec d’autres bêtes. Rien ne peut l’égayer, ni gibier, ni faucon, Ni… tamamını oku »

Spleen III, William Aggeler – Çeviri

I am like the king of a rainy land, Wealthy but powerless, both young and very old, Who contemns the fawning manners of his tutors And is bored with his dogs and other animals. Nothing can cheer him, neither the… tamamını oku »

Su, Edip Cansever

Bir gün, bir uzun gün hep denize baktık Miller ve ağırlıklar bitti Gelip geçmeler bitti, gemilerin Beyaz ve kocaman gövdeleri Gözün kahverengi suyuna geldik. Palamutlar yaktık, çalılar her zamanki gibi Süsledi bizi bu ufak değişiklik Çok ağır bir şeydi gün… tamamını oku »

Sultan, Cahit Zarifoğlu

Seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor Bağışlamanı dilerim Sana zorsa bırak yanayım Kolaysa esirgeme Hayat bir boş rüyaymış Geçen ibadetler özürlü Eski günahlar dipdiri Seçkin bir kimse değilim İsmimin baş harflerinde kimliğim Bağışlanmamı dilerim Sana zorsa bırak… tamamını oku »

Tahirle Zühre Meselesi, Nâzım Hikmet Ran

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu        … tamamını oku »

Tahrik, İsmet Özel

Bırakın ince kavak seslerini şehrin içinde paralar yaşlı kızların koynunda yatarken bırakın köprülerin üstüne yağmur ve basma perdelerden lânet bize. Şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu Sokaklar gittikçe katı… tamamını oku »

Tanrı Beni İlk Başta Sana Kul Yaptı, William Shakespeare

Tanrı beni ilk başta sana kul yaptı, sonra Keyfine el koymayı kurmamı yasak etti. Ya da özlem duymamı hesaplı zamanlara; Kölenim ya, boş vaktin olsun diye bekletti. Ah, bırak katlanayım, el pençe divan: değer, Senin özgürlüğünün tutuklu yokluğuna; Her mihnete… tamamını oku »

Taranta – Babu’ya Beşinci Mektup, Nâzım Hikmet Ran

Görmek         işitmek                 duymak                      düşünmek                                ve konuşmak koşmak alabildiğine başı dolu          başı boş koş-       -mak… Hehehey TARANTA – BABU                                    hehehey yaşamak ne güzel şey                           anasını sattığımın                                            yaşamak ne güzel şey.. Düşün beni… tamamını oku »

Teknenin Ölümü, Melih Cevdet Anday

Kara yakındı önce, hem çok yakın, Elimi uzatsam tutardı. Yıldızsız teknemdi inip çıkan gece, Kurumuş gece, kum, kömür, arduvaz… Kara yakındı önce, hem çok yakın, Denizleyin inip çıkan önümde Bir tanrının atardamarı. Açtım, yorgundum ama uykum yoktu. Günlerce yekesiz yelkensiz… tamamını oku »

Terziler Geldiler, Turgut Uyar

Terziler geldiler. Kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere Bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle. Kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. Sonra sonsuz çalgısı sevinçsizliğin. Çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de Duruma… tamamını oku »

The Call, Thomas Osbert Mordaunt

Sound, sound the clarion, fill the fife, Throughout the sensual world proclaim, One crowded hour of glorious life Is worth an age without a name. Go, lovely boy! to yonder tow’r The fame of Janus, ruthless King! And shut, O!… tamamını oku »

The Interrogation of The Good, Bertolt Brecht

Step forward: we hear That you are a good man. You cannot be bought, but the lightning which strikes the house also Cannot be bought. You hold to what you said. But what did you say? You are honest, you… tamamını oku »

The New Poetry Handbook, Mark Strand

1 If a man understands a poem, he shall have troubles. 2 If a man lives with a poem, he shall die lonely. 3 If a man lives with two poems, he shall be unfaithful to one. 4 If a… tamamını oku »

The Tyger, William Blake

Tyger Tyger, burning bright, In the forests of the night; What immortal hand or eye, Could frame thy fearful symmetry? In what distant deeps or skies. Burnt the fire of thine eyes? On what wings dare he aspire? What the… tamamını oku »

Tragedyalar I, Edip Cansever

KORO Çünkü bir bir yıkılmakta açsanız radyoları Sokaklar, köpekler, tanrının bütün eşyaları. EPİSODE Biter elimizdeki şey, biter her şey Kalırız, kan gibiyiz, donarız bir tanrısalda Seslerle ve kırık tırnaklarla Ve donar çılgınlığımız: gemilerde hiçbir kaptan yok Yok, çünkü denizler kocaman,… tamamını oku »

Tragedyalar II, Edip Cansever

KORO Ve umutlar sonsuzdur. Çünkü en büyük yaslar En büyük ölümlerden sonra tutulur. EPİSODE Gelirler bir geminin yolcular listesindeki adlarıyla Tozlu ve incir ağaçlarından örülmüş kazaklarıyla Çağlara göre sıralanırsa çok yönlü ve haritasız Yastutmaz bakışlarıyla Bir yürek resminden yapılmış yürekleriyle… tamamını oku »

Tragedyalar III, Edip Cansever

EPİSODE Çünkü bu kahverengi akşam saatlerinde Her şeyi en soğuk ölçülere vuruyoruz Bir uzak han kavramına. Hanların Rahmindeki bir yolcuya, bir semendere Ve soğuk bir çağdan geçiyoruz. Çağlardan Başımızda siyahtan bir hâle. KORO Birdenbire yapayalnızsanız her yerde Ve bundan korkuyorsanız… tamamını oku »

Triste, Jules Laforgue

Je contemple mon feu. J’étouffe un bâillement. Le vent pleure. La pluie à ma vitre ruisselle. Un piano voisin joue une ritournelle. Comme la vie est triste et coule lentement. Je songe à notre Terre, atome d’un moment, Dans l’infini criblé d’étoiles… tamamını oku »

Tüfenk, İsmet Özel

Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu sonra saçlarımız kapandı, denklerimiz bağlandı sonra boyuna ateşler söndü dağlarda bir yıldız boyuna söndü durdu çocuk insan seslerine yaslanmış uyuyordu o zaman ben atlıydım işte saçlarımda geceler morarırdı yorgun olamazdım çok uzaklardaydı yurdum çünkü boyuna… tamamını oku »

Üç Firenk Havası, İsmet Özel

1. Capriccio Ölüm Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebep nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin… tamamını oku »

Üç Küçük Şiir, Ahmet Tevfik Ozan

I Ve bir gün sarsılarak canlansa hâtıralar Bir nâhoş ürpertiydi diyecek dudaklarım Bir hâyal rüzgârında savrulan yıllarımla Gözümde yeşerecek bir bir unuttuklarım. II Bir yağmur sonrasında, Nasıl kokarsa toprak Öylesine serin gel, Temiz gel öylesine… Ne ümit ver, bir avuç… tamamını oku »

Üçüncü Şahsın Şiiri, Attilâ İlhan

gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım ne vakit maçka’dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş… tamamını oku »

Umut, Nâzım Hikmet Ran

İşler, atom reaktörleri, işler, yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları, ölüleri toplar kaldırımlardan, işsiz ölüleri, aç ölüleri. İşler, atom reaktörleri, işler, yapma aylar geçer güneş doğarken, ve güneş doğarken köylü aile, erkek, kadın, eşek ve karasaban,… tamamını oku »

Umutsuzlar Parkı, Edip Cansever

I Biliyorsunuz parkların Sizi çağıran tarafları İnsanın gizli, karanlık köşeleriyle oranlı Orada saklanıyor onlar Çünkü her türlü saklanıyorlar orada Bir yağmur öncesinin loş sokaklarıyla Dağınık mavisiyle gözlerinin Sevgi vermez kadın uçlarıyla Korkuya, sadece korkuya sığınmış olarak Eskimiş, kurtlanmış ikonlarıyla kiliselerinin… tamamını oku »

Unutamadığım, Ahmed Arif

Açardın, Yalnızlığımda Mavi ve yeşil, Açardın. Tavşan kanı, kınalı – berrak. Yenerdim acıları, kahpelikleri… Gitmek, Gözlerinde gitmek sürgüne. Yatmak, Gözlerinde yatmak zindanı Gözlerin hani? “To be or not to be” değil. “Cogito ergo sum” hiç değil… Asıl iş, anlamak kaçınılmaz’ı,… tamamını oku »

Üvercinka, Cemal Süreya

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmıya ya da umudur kesmeye Lâleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha… tamamını oku »

Uy Havar!, Ahmed Arif

Yangınlar, Kahpe fakları, Korku çığları Ve irin selleri, aç yırtıcılar, Suyu zehir bıçaklar ortasındasın. Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay! Pusatsız, duldasız, üryan Bir cana bir de başa Seher vakti leylim – leylim Cellat nişangahlar aynasındasın. Oy sevmişem ben… tamamını oku »

Uzak Yakınlık, Edip Cansever

Soruyordun, İlkyaz işte Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz Tenhalık böyle. Dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde Beklesem hemen gelecek olduğun Tam öyle olduğun Oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda Kırık dökük de olsa yanımda Mesela çok sevdiğin bir deniz… tamamını oku »

Uzun Yağmurlardan Sonra, Gülten Akın

Sen yağmurlu günlere yakışırsın Yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler Islanan yapraklar gibi yüzün ışır Işırsa beni unutma Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün Her şeye rağmen… tamamını oku »

Vakit Var Daha, Cemal Süreya

Elif Lâm Mim. Yirmi üç haziran dokuz yüz altmış yedi Bulanık atmosferin içinde gözlerim sımsıcak; Yeldeğirmeni’nden denize sarpa sararak inen bir sokakta. Vakit tamamdır diyorum. Ve sokağın sesi Diyor ki değil daha Vakit var daha Bir kilise tadı taşıyor Dolmabahçe… tamamını oku »

Vatan İçin, Orhan Veli Kanık

Neler yapmadık şu vatan için! Kimimiz öldük; Kimimiz nutuk söyledik. Vatan İçin, Orhan Veli Kanık – Şiir Kaynak: Bütün Şiirleri, Orhan Veli Kanık, Adam Yayınları Gönderen: Samet Altun, (12.12.16, 22.41) < önceki eser  •  rastgele  •  sonraki eser > [ hata bildir… tamamını oku »

Veda, Sezai Karakoç

Silahlara veda Geceye rüyaya ve sana Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden Düzenlerin çıkmazına Çizdiğim resmin Saat kulesi ağlıyor Ağzım o çeşit yok Şişe bu çeşit var Sen bir gece gelsen Güneş doğmasa Gitmeden yine gelsen Bu yeni geleni Bu bize bakanı… tamamını oku »

Vera’ya, Nâzım Hikmet Ran

Bir ağaç var içimde fidesini getirmişim güneşten. Salınır yaprakları ateş balıklar gibi. Yemişleri kuşlar gibi ötüşür. Yolcular füzelerden çoktan indi içimdeki yıldıza. Düşümde işittiğim dille konuşuyorlar, komuta, böbürlenme, yalvarıp yakarma yok. İçimde ak bir yol var. Karıncalar buğday taneleriyle bayram… tamamını oku »

Waterloo’da Bir Dişi Kedi, İsmet Özel

O silik aynalarda şaşırdığım pis yüzüm daha çok insanlara benzeyen ve onlara hırçın çalgılar ansıtan yüzüm. Uykularım upuzun bir geçmişi yaktıkça ve o külle yıkandıkça ben durmadan utançla oğuşturduğum yüzüm. Zengin dul dişi bir kedi seviyor ya kucağında belki bu… tamamını oku »

Yağmur Duası, Sezai Karakoç

Ben geldim geleli açmadı gökler; Ya ben bulutları anlamıyorum. Ya bulutlar benden bir şeyler bekler. Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum… Ben geldim geleli açmadı gökler. Bir yağmur bilirim, bir de kaldırım: Biri damla damla alnıma düşer; Diğerinde durur göğe… tamamını oku »

Yağmur Kaçağı, Attilâ İlhan

Elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni Geceleri bir çarpıntı duyarsan telaş telaş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu’ndan geçiyorum akşamsa eylülse… tamamını oku »

Yağmurun Altında, Melih Cevdet Anday

Yirminci yüzyılı yaşadım Ertelenmiş bir yüzyıldı bu Yıkık bir sur yazgımızın uydusu Bekletir ömrü yürüyen ayla birlikte Bırakmaz günün adını koyalım. Yanıtsız bir yaşamdı erdemimiz Herkes içindi ve kimse içindi Okunmamış bir yazı, umudu doyuran, Duaları düşünmek neye yarar Kurgular… tamamını oku »

Yağmurun Kapıları Karanlık, İsmet Özel

Gençkızlıkla yarışan güvercin kanatları denize uygun adımlarla ilerler artık. Deniz aynı denizdir göz açtırmaz taylara, aynı denizdir lekeleri silinmez. Artık senin tüylerin sabahı diri kılar, uykuma kamalar uzatır senin tüylerin. Ve o ayakları dayanıklı serçeler ezgilerimin son mızraklarıdır. Bitmeyen sığınağıdır… tamamını oku »

Yalnız’ın Durumları, Özdemir Asaf

I Her şeyi süpürebilirsin; Sonbaharı süpüremezsin. Sen herşeyi süpürebilirsin; Sonbaharı süpüremezsin. Yalnızsa, Sürekli bir sonbaharı Süpürür hep.. Düşünemezsin II Yanar Sobasında Yalnız’ın Üşüyen Bakışları. Lâmbasında Karanlığa dönük Bir ışık Titrer Sönük – sönük. Penceresi Dışında kapanmıştır, Kapısı İçine örtük. III… tamamını oku »

Yalnızlık Bir Tarihtir, Hilmi Yavuz

Yalnızlık bir tarihtir ikimiz Dururuz odalarda bir giysi gibi En kalın soluklarla çekiyor ipi Kimbilir kimlere kalmışlığımız Yalnızlık bir tarihtir sen misin Bir geçmişi sürüp giden ak turna? Ya benden önceydi ya da çok sonra Bir halk türküsüne gül olan… tamamını oku »

Yalnızlık Yasak, Ahmet Telli

Yüklenmiş kanadına uzak kırların ve gecelerin kar ürpertilerini taşıyıp gelmiş buraya dek hâlâ uğulduyor ürkek göğsünde dağ başlarının çelik fırtınaları Çocuksu bakışlarında yorgunluk değil bir hasretin direnci var daha çok ama üşüyor yalnızlıktan, üşüyor tek düşmüşlüğün acımsı utancından boynu eğik… tamamını oku »

Bu Yangın Yerinde, Ataol Behramoğlu

Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak Yalanla kirli havada Güçlükle soluk alarak Savunmak gerçeği, çoğu kez Yalnızlığını bilerek Korkağı, döneği, suskunu Görüp de öfkeyle dolarak Toplanıyor ölü arkadaşlar Her biri bir yerden… tamamını oku »

Yanlış ve Yabancı, Devrim Dirlikyapan

trenim öldü akşamdan kalma bir yabancıyım artık beni bu çağdan topla kalbim kimsenin beklediği devrim değilim, ne sevebildim yerimi ne dirlik yapabildim. kolay bitmedi gecem şarkısını yitirmiş çingene bir çocukla ağır yaralı iki bacak gibi yanyana sabaha kadar devrildim, bir… tamamını oku »

Yapamadığımız, Bülent Ecevit

                                                  Rahşan’a akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi soyunmak vardı derdinden evrenin bir entari serinliğini… tamamını oku »

Yaşamak, Orhan Veli Kanık

I Biliyorum, kolay değil yaşamak, Gönül verip türkü söylemek yâr üstüne; Yıldız ışığında dolaşıp geceleri, Gündüzleri gün ışığında ısınmak; Şöyle bir fırsat bulup yarım gün, Yan gelebilmek Çamlıca tepesine… – Bin türlü mavi akar Boğaz’dan – Her şeyi unutabilmek maviler… tamamını oku »

Yaşamak Umrumdadır, İsmet Özel

Sabah şairin üstüne saldırıyor yaşamaktan bir güneşle kaplanıyor onun kalbi onun kalbi topraktan sıyrılıyor aşk dahi sıyrılıyor topraktan gözlerini tanıyorsunuz: çaylak sürüleri beyni: aç kuşlardan bir ambar. Bir kıyısına ilişmiyor dünyanın Allah’ın ve devletin dibinde insanlar onu barutla karıştırıyor ve… tamamını oku »

Yaşamaya Dair, Nâzım Hikmet Ran

1 Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın                             bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,            … tamamını oku »

Yaşanmamış Hatıralar, Ümit Yaşar Oğuzcan

I Yaşanmamış hatıralar bilirim Büyülü sonbahar akşamlarında Bulutlar üstünde, su kenarında Yalnız hayal edilen hatıralar İşte, en ürpertici nağmelerle Bizim şarkımızı söyleyen rüzgar Sen, dudağında gülümsemelerle Ben gözyaşlarımla, bu alemdeyim Fakat yine bizbize, başbaşayız Duymasan, düşünmesen de unutma Bir daha… tamamını oku »

Yaşarken, Ahmet Muhip Dıranas

Ağaçların daha bu bahçelerde Bütün yemişleri dalda sarkıyor; Umutların mola verdiği yerde Geceler bir nehir gibi akıyor. Baksan bir uzaklık var hangi yana, Hangi eşyaya dönsen boş bir ayna; Varmak istediğim uzak limana Gemiler beni almadan kalkıyor. Gelmedi gün daha,… tamamını oku »

Yaz Bitti, Murathan Mungan

yazın bittiği her yerde söylenir söylenmeyen şeyler kalır geriye ve sonra hiçbir şey olmamış gibi ağır, usul bir hazırlık başlar uykuya başlar yeni bir mevsime orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında incelen yazın akşam esintilerinde zaman usulca sıyrılır… tamamını oku »

Yaz Bitti, Ülkü Tamer

Yazın bittiği her yerde söylenir. Böyle kırmızı kalkan görülmemiştir Ölüleri örten yapraklardan başka. Çünkü sahiden yaz bitmiştir, Göle bakmaktan usanır insan, Koru tutmaktan, yol gözlemekten; Çadırlar toplanır, yaralar sarılır; Durgun bir yolculuk, uzun bir şapka Artık yaprakları beklemektedir. Aşk mıdır… tamamını oku »

Yazmam Daha Aşk Şiiri, Cemal Süreya

Oydu bir bakışta tanıdım onu Kuşlar bakımından uçarı Çocuk tutumuyla beklenmedik Uzatmış ay aydınlık karanlığıma Nerden uzatmışsa tenha boynunu Dünyanın en güzel kadını oydu Saçlarını tarasa baştan başa rumeli Otursa ama hiç oturmaz ki Kan kadını rüzgardı atların Hep andım… tamamını oku »

Yedi Güzel Adam, Cahit Zarifoğlu

            I Bu insanlar dev midir Yatak görmemiş gövde midir Bir yara açar boyunlarında Kolkola durup bağırdıklarında           – Yar kurbanın olam             Dağlar önüme durmuş… tamamını oku »

Yedinci Bap: Suyun Sızladığıdır, İsmet Özel

Sızıyı gideren su. Suyun sızladığını kimseler bilmez. Yedinci Bap: Suyun Sızladığıdır, İsmet Özel – Şiir Kaynak: Bir Yusuf Masalı, İsmet Özel, Şule Yayınları Gönderen: Samet Altun, (06.05.18, 23.46) Seslendiren: İsmet Özel < önceki eser  •  rastgele  •  sonraki eser > [… tamamını oku »

Yelin Kazdığı Yerde, Yves Bonnefoy

I Denir ki bir tanrı aramıştır Kapalı sular üstünde Yırtıcı kuşun istemesi gibi Uzak avını Ve yinelenen bir bağırışla, Ki boğuk, ıssız, Yaratmıştır parlayan zamanı Orda dalga kazınır. Gece örter gündüzü Çekilir sonra, Köpüğü yayılır Buranın taşları üstünde. Nedir Tanrı,… tamamını oku »

Yerçekimli Karanfil, Edip Cansever

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde Oysaki seninle güzel olmak var Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte Sen de… tamamını oku »

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek, Adnan Yücel

Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.… tamamını oku »

Yeşil Başlı Gövel Ördek, Karacaoğlan

Yeşil başlı gövel ördek Uçar gider göle karşı Eğricesin tel tel etmiş Döker gider, yâre karşı Telli turnam sökün gelir İnci mercan yükün gelir Elvan elvan kokun gelir Yâr oturmuş yele karşı Şahinim var bazlarım var Tel alışkın sazlarım var… tamamını oku »

Yıkılma Sakın, Ataol Behramoğlu

Kötü şey uzakta olmak Dostlarından, sevdiğin kadından Yasaklanmak bütün yaşantılara Seni tamamlayan, arındıran Kapatıldığın dört duvar arasında Sağlıklı, genç bir adam olarak Neler gelmez ki insanın aklına Sevinçli, özgür günlere dair Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta Onunla ilk kez öpüştüğün şehir… tamamını oku »

Yıkılma Sakın, İsmet Özel

Sana durlanmış kelimeler getireceğim pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler kelimeler, bazıları tüyden bazısı demir seni çünkü dik tutacak bilirim kabzenin, çekicin ve divitin tutulduğu yerden parlayan şiir. Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı sökmedi… tamamını oku »

Yıldızlar, Behçet Necatigil

Seni karanlıkta yatırıyorlar. Korkuyorsun geceden: Bakıp bakıp pencereden, Yatağına sokuluyorsun. Ben hep eski yerimdeyim, biliyorsun. Hava açık olduğu zamanlar Beni seyrediyor, seviniyorsun. Ne olurdu, ben de, Sana göründüğüm şekilde Odana gelseydim. Ateşböcekleri gibi, Küçücük avucunda Yanıp yanıp sönseydim. Seneler geçip… tamamını oku »

Yıldızların Uzaklığına Övgü, İsmet Özel

Kargaşa. Anılacak günlerim olmadı mı benim? Ayaklarımın korkusuzca çiçeklendiği, silâhıma yapışıp sabahın serinliğini beklediğim, kuzey gemileriyle sağır olduğum günler, sepet örmeyi unuttuğum günler olmadı mı? Ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim! Yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni. O karanlık ormanı… tamamını oku »

Yorgun, İsmet Özel

Ölüler beni serinliğe yakıştıramaz çünkü hiç kimse çıkmaz istemez bu mevsimden dışarı çünkü bitkinliklerini günden saklar ekinler ekinler çocukların rahat uykuları gece ayakları kokan bir adam gibi gelir eşiklere oturmuş aya doğru çocuklar o serin bereket gölgeleri çocuklar yani çocuk… tamamını oku »

Yorgun Savaşçının Şiiri, Ümit Yaşar Oğuzcan

İnsan bir açmaza düşmeye görsün Başlamasın bir çöküntü yürekte Ölümdür o yerde düşündüğün Sevilmek de boştur artık sevmek de Gün ortası karanlık diz boyudur Acıdır hep geçmişten ne kalmışsa Yaşamak! O yanıtsız bir sorudur Huzur bitmiş, hayaller dağılmışsa Nefes almak… tamamını oku »

Yosun, Mustafa Miyasoğlu

Gecenin en uç yerinde bir kadın Örer saçını köpüklü mermere Parmakları ucundan tutar karanlığın Ve ömür uzanır bilinmez yere Saçlarından tuttum gecenin Yüreğimde ne korku ne keder İçimde sonsuzluğu bu sevginin Baktım yüzüne dünyalar değer O ölüm ötesi kaygılarınla Bir… tamamını oku »

Zaman Kırıntıları, Ahmet Hamdi Tanpınar

Biz, zaman kırıntıları, Zaman sinekleri, Tozlu camlarında günlerin sessiz kanat çırpanlar Ve lüzumsuz görenler artık Bu aydınlıkta kendi gölgelerini! Sanki siyah, simsiyah taşlar içinde Siyah, simsiyah kovuklarda yaşadık biz, Sanki hiç görmedik birbirimizi, Sanki hiç tanışmadık! Dünya bize öyle kapattı… tamamını oku »

Zulümler Yağmur Gibi Yağmaya Başlayınca, Bertolt Brecht

Paydostan sonra gişeye önemli bir mektup getiren biri gibi: Gişe çoktan kapalıdır. Yaklaşan bir sel felaketi karşısında kenti uyarmak isteyen biri gibi: Ama başka bir dilde konuşan. Kimse anlamayacaktır onu. Dört kez kendisine bir şey verilen bir kapıyı beşinci kez… tamamını oku »

Zurnanın Zırt Dediği Yer, Metin Eloğlu

Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmamış; Ama size kalacak. Olur a, Sultan Süleyman bilememiş işini; Ama siz bileceksiniz. Şöyle sizinle beraber üç beş kişi; Öte yanı kördöğüşü. Bir gün yaşamışsınız, ömrünüze bereket; Akşam olmuş kendiliğinden; Bir konağınız var dayalı döşeli; Kapıda… tamamını oku »