şiir

* * * Eylül 1960, Nâzım Hikmet Ran

Uyandım bu sabah da
ve yürüdü üstüme doğru karmakarışık:
duvar, battaniye, cam ve plastik ve tahta
ve tavana vuran kararmış gümüşten ışık.

Ve yürüdü üstüme bir tıramvay bileti
ve düşümün bu yana düşüp sönen yarısı
ve otel odası denen düşman memleketi,
bir şiirden üç satır ve bir saman sarısı.

Yürüdü üstüme doğru ak alnıyla zaman
ve anılar yağmurlu ve boşluğun yatakta
ve haber ikimizden ve ayrılığımızdan.
Uyandım bu sabah da.

6 Eylül 1960

* * *

Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
durup dururken mezardaki hâlim geçiyor aklımdan,
durup dururken kafamda bir güneşli duman,
durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne…

8 Eylül 1960

* * *

Sabah saat altı.
Açtım günün kapısını girdim içeri,
karşıladı beni pencerede genç mavinin tadı,
aynada alnımın dünden kalma çizgileri
ve ensemde bir kadın sesi ayva tüyü gibi yumuşak
ve radyoda memleket haberi
ve artık oburluğum dolup dolup taşarak
koşacağım ağaçtan ağaca saatlerin yemiş bahçesinde
ve güneş batacak yavrum
ve umuyorum, gecenin ötesinde
bekliyecek beni yeni bir mavinin tadı, umuyorum…

14 Eylül 1960

* * *

Laypzig’de bir yağmur yağıyor incecikten,
yağıyoruz vitrinler, ağaçlar, insanlar,
                          bir de otomobillerin hızı,
                          bir de geçmiş zamanlar,
                          bir de saman sarısı,
                          bir de ben
               yağıyoruz yağan yağmurla beraber incecikten.

18 Eylül 1960

* * *

İnsanların türküleri kendilerinden güzel,
                               kendilerinden umutlu,
                               kendilerinden kederli,
              daha uzun ömürlü kendilerinden.
Sevdim insanlardan çok türkülerini.
İnsansız yaşayabildim
              türküsüz hiçbir zaman.
Hiçbir zaman beni aldatmadı türküler de.

Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin.

Bu dünyada yiyip içtiklerimin,
                               gezip tozduklarımın,
                               görüp işittiklerimin,
                               dokunduklarımın, anladıklarımın
                                       hiçbiri, hiçbiri,
              beni bahtiyar etmedi türküler kadar…

20 Eylül 1960

* * *

1960 güzünde Laypzig’de Astorya Oteli’nde
dördümüz aynı yatakta yattık
dördümüz holde dolaştık yan yana
dördümüz yemek yedik aynı tabaktan
dördümüz diz dize dinledik aynı radyoyu
dördümüz sen alabildiğine uzaktın
dördümüz ben alabildiğine tutkundum dünyayla sana
dördümüz eldivenlerini çıkartmıştı ölüm
dördümüz 1960 güzünde Laypzig’de Astorya Oteli’nde.

23 Eylül 1960



* * * Eylül 1960, Nâzım Hikmet Ran – Şiir
Kaynak: Son Şiirleri, Nâzım Hikmet Ran, Adam Yayıncılık
Gönderen: Samet Altun, (06.12.18, 00.14)
Seslendiren: Nâzım Hikmet Ran
Müzik: Faulkner’s Sleep, Evgeny Grinko