epilog'da yayımlanmış roman türündeki eserler

Babama Mektup, Oğuz Atay

Sevgili babacığım, Belki hatırlamazsın ama bugün sen öleli tam iki yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım; bu fırsatı da kullanamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın bir çok şey yapabileceğimi düşünürdüm.… tamamını oku »

Beşinci Gezi, Jean-Jacques Rousseau

Yaşadığım yerlerden hiçbiri (pek güzel yerlerde yaşadım!) beni Bienne Gölü’ndeki Saint-Pierre Adası gibi mutlu etmemiş, özlem çektirmemiştir. Neuchatel’de Motte diye tanınan bu küçük adayı İsviçre’de bile az bilirler. Bildiğime göre hiçbir gezgin ondan söz etmiş değildir. Bununla birlikte, pek hoş,… tamamını oku »

Birtakım İnsanlar, Oğuz Atay

Konuşmadan öylece oturdular; bir süre sonra Hikmet’in kollarından sıyrıldı Sevgi, yatak odasına yürüdü. Hikmet koltukta düşündü, Sevgi’nin son günlerde biraz huysuzlaştığını düşündü, işini sevmediğini düşündü, arada dostların hatırı olmasa patronun belki de kendisini işten çıkaracağını düşündü, evli bir erkek diye… tamamını oku »

Birinci Gezi, Jean-Jacques Rousseau

İşte, yeryüzünde yalnızım; kendimle baş başayım; artık ne kardeşim var, ne benzerim, ne de dostum. İnsanların en seveceni, en cana yakını, bu insanlar arasından söz birliğiyle çıkarıldı. Bunlar, düşmanlıklarını hainliğin son sınırına götürerek, duyarlı ruhuma hangi üzüntünün daha çok dokunabileceğini… tamamını oku »

Bu Senin Hayatındı, Oğuz Atay

Titreyerek kendine geldi. Hayır, uyumadım. Gözlerini açtı, duvarı gördü. Odanın neresindeyim? Kapı ne tarafta? Ben duvara baktığıma göre… Odadaki yerini bulunca rahatladı biraz. Yataktan yavaşça doğruldu, yorganı duvara itti. Terliklerimi bulmalıyım. Yatarken son olarak ne yapmıştım? Terliklerimi yatağın altına itmiştim.… tamamını oku »

Bütün Güzel Yüce Şeyler, Fyodor Dostoyevski

Sizin dinlemek isteyip istemediğinizi bilmem ama, şimdi size niçin bir böcek bile olamadığımı anlatmak istiyorum. Şunu size bütün ciddiyetimle söyleyeyim, pek çok kez böcek olmayı istemişimdir. Ne yazık ki, buna bile erişemedim. Baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir… tamamını oku »

Dördüncü Gezi, Jean-Jacques Rousseau

Hâlâ ara sıra okuduğum birkaç kitap arasında beni en çok ilgilendiren ve yararlı olanlar, Plutarkhos’un yapıtlarıdır. Çocukluğumda ilk okuduğum odur; yaşlılığımda da son okuyacağım odur; diyebilirim ki, ibret dersi aldığım tek yazardır. Daha önceki gün, onun ahlakla ilgili kitaplarından biri… tamamını oku »

Dün, Bugün, Yarın, Oğuz Atay

When I was a little child, Bir yokluktu Ankara. Après moi dull and wild Town ne oldu, que sera? İTHAF VE MUKADDİME          King Solomon Speare’di adının İncilcesi          Süleyman Kargı dosttur Türkçeye tercümesi… tamamını oku »

İkinci Gezi, Jean-Jacques Rousseau

Ruhumun her zamanki durumunu tanımlamayı bir ölümlünün düşebileceği en şaşırtıcı durumda tasarlayınca, bu girişimimi başarmanın en kolay, en güvenli yolunu, yalnızca dolaşmalarımı ve dolaşırken kurduğum düşlemleri olduğu gibi yazmakta buldum. Bu yalnızlık ve düşünme saatleri, günün, bütünüyle kendim olduğumu, bana… tamamını oku »

İnsan Anlatmak İstiyor, Oğuz Atay

… Hikmet’in odasında oturuyorlardı. Kahvelerini içiyorlardı. İlkbahar gelmişti: Pencerenin önündeki ağaç, daha koyu bir gölge veriyordu. İnsanlık üzerine uzun bir tartışmaya giriştiler. “Parçayı oyun biçimine getirirsek, ayrıca yalnızlığa da bir rol vermek gerekecek albayım.” Hüsamettin Bey de konuyu dağıttığını söyledi… tamamını oku »

Ma Petite Princesse, Oğuz Atay

Nejat, dalgın bakışlı bir tıbbiye talebesiydi. Gözlerinde, henüz yaşamadığı elemli bir geleceğin solgun lekeleri, aynı mütereddit ıstırabı paylaşmak isteyenlerin hemen farkedebilecekleri bir ifade ile yerleşmişti. Uçuk pembe dudaklarından gözlerine yayılan tebessümün geçiciliğini görmeyenler, ondaki bu elîm istidadı kolayca gözden kaçırabilirlerdi.… tamamını oku »

Mısra 10: Tutunamayanların…, Oğuz Atay

Garip Yaratıklar Ansiklopedisinden: Tutunamayan (disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu… tamamını oku »

Mısra 11: Kelime ve yalnızlık…, Oğuz Atay

“Önce Kelime vardı,” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık… Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde.… tamamını oku »

Mısra 193 ve sonrası: Allahım…, Oğuz Atay

Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin? Neden, apartmanın bodrumunda saklambaç oynarlarken… tamamını oku »

Mısra 262: Yazın camdan bakarım, Oğuz Atay

Ankara, kışın çok soğuk olduğu için, camdan (dışarı) bakmak ancak yazın mümkündür. Selimlerin evi kaloriferli olmadığından ve kışın geceleri soba söndüğünden, sabah kalktığı zaman bütün camları kalın bir buz tabakasıyla kaplı bulurdu. Buzlar, soba yandıktan saatlerce sonra, ancak öğleye doğru… tamamını oku »

Mısra 263: Hayattan yok çıkarım, Oğuz Atay

Selim’in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarını pek bilmezdi. Oysa… çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük… tamamını oku »

Mısra 433: Her kılında bir mızıka bulunan Deccal’ın, Oğuz Atay

Tekvin ve Vahiy’in yer yer birbirine karıştığı bu kasvet dolu mısralarda, Selim’in kaçınılmaz ve karşı konulmaz bir kadere isyanının gizlenemeyen belirtilerini ve milletinin uzlaşmaya düşkün yatıştırıcı karakterinin bezgin arayıcılığını ve içinde sınıflar arası uçurumları eriterek her sınıftan insanın ortak endişesi… tamamını oku »

Mısra 509: Gene böyle yaldızlı ve…, Oğuz Atay

Tarih bir tahriften ibarettir. Tarih, geçmişten geleceğe uzanan ve bugün gördüğümüz bir rüyadır. Bütün rüyalar gibi tarih de yorumlanabilir; ama görülürken değil. Selim, ılık bir sonbahar gecesi, ya da rüya oldukça uzun olduğu için, birkaç ılık sonbahar gecesi, aşağıda, ana… tamamını oku »

Mısra 542: …tunç devri, Oğuz Atay

Kaç yıl sonra başlayacağını henüz bilim adamlarımızın kesinlikle tespit edemediği tunç devri, halkımız için bir altın devri olacaktır. Bir kısım ilahiyatçılara göre bu devir, İsa’nın İkinci Gelişi’yle aynı zamana rastlayacaktır. Tunç devrinde insanlarımız arasında, birinci sınıf vatandaş, ikinci sınıf vatandaş… tamamını oku »

Ne Yapmalı?, Oğuz Atay

Ne yapmalı? Bugüne kadar sürdürdüğüm gibi, çevremdeki kişilerin davranış ve tutumlarını bilinçsiz bir aldırmazlıkla benimseyerek bu renksiz, kokusuz varlıkla yetinmeli mi; yoksa, başkalarından farklı olan, başkalarının istediğinden çok farklı, köklü bir eylem isteyen gerçek bir insan gibi bu miskin varlığı kökten değiştirmeli mi? En basit… tamamını oku »

Rüyadan Gerçeğe, Oğuz Atay

Hayatında ilk defa başka bir insan olma özlemini duydu. Hiç bilmediği bir içkinin susuzluğu gibi bir duygu. Değişebilmek. Kendinin bile tanıyamayacağı yeni bir varlık olmak. Bütün canlıların olanca güçleriyle karşı koydukları bir değişim, bir başkalaşım. Korkutucu ve aynı zamanda çekici… tamamını oku »

Şarkılar, Oğuz Atay

Süleyman Kargı ayağa kalktı; hızlı adımlarla, odanın içinde dolaşmaya başladı. Turgut’un önünde durdu. “Piyano çalmayı çok isterdim,” dedi donuk bir sesle. “Şimdi piyanoya oturur, kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğim bütün duygularımı, acılarımı tuşlara dökerdim. Bazen şiddetli, bazen yavaş basardım onlara.… tamamını oku »

Sekizinci Gezi, Jean-Jacques Rousseau

“İşte yeryüzünde yalnızım; kendimle başbaşayım; artık ne kardeşim var, ne bir benzerim, ne dostum ne de ait olduğum bir toplum. İnsanların en şefkatlisi, en cana yakını, bu insanlar arasından söz birliği ile dışlandı. Bunlar, olanca kinleriyle hassas ruhuma hangi azabın… tamamını oku »

Selim’in Günlüğü: 6 Mart, Oğuz Atay

6 Mart Yolculuktan bu sabah döndüm ve hemen hastalanarak gene yatağa düştüm. Eve yeni dönmüştüm: akşamüstü Günseli’ye uğramayı düşünüyordum ve öğleden sonra birden ateşim yükseldi. İçimde yaşama arzusu kalmadığı için iyileşmiyorum herhalde. Şimdi yanımda Günseli olsaydı iyileşirdim diye düşünüyorum. Annemle… tamamını oku »

Son Yemek, Oğuz Atay

Gözlerini açtığı zaman oda gene karanlıktı. Sevgi’yi görmüştü. Onu eskisi gibi sevdiğini söylemişti. Sevgi’ye bakıyordu. Onun konuşmasını bekliyordu. Sevgi, başını önüne eğmiş düşünüyordu. Oysa, bir şey söylemesi gerekiyordu. Hikmet, ne sonuç aldığını öğrenmek istiyordu. “Ne diyorsun?” diye sordu Sevgi’ye. “Ne… tamamını oku »

Tutunacak Bir Dal, Oğuz Atay

Süleyman Kargı’nın evinden çıkarken Turgut’un başı ağrıyordu. Hava kararmıştı. Ilık bir akşamdı. Kaldırımın ortasında durdu; bir sigara yaktı. İnsanlar, Selim Işık’ın başına gelenlerden habersiz, aceleyle birtakım yerlere gidiyorlardı: birtakım insanlar, birtakım yerlere. Bir adam yaklaştı: “Ateşinizi müsaade eder misiniz?” Etmem.… tamamını oku »

Üçüncü Gezi, Jean-Jacques Rousseau

Öğrene öğrene yaşlanıyorum. Solon bu dizeyi, yaşlılığında sık sık yinelerdi. Onun, yaşlılığımda da kendime uygulayabileceğim bir anlamı var; ama yaşamın bana yirmi yılda edindirdiği deneyim ve bilgi, pek üzüntü verici; bilisizliği yeğlerim. Mutsuzluk, kuşkusuz en büyük öğretmendir; ancak bu öğretmen,… tamamını oku »

Üçüncü Şarkı, Oğuz Atay

Siz de benim gibi, Günleri Sevgiyle isteyerek Değil de, takvimden yaprak koparır gibi gerçek Bir sıkıntı ve nefretle yaşadınızsa, Ankara güneşi sizin de Uyuşturmuşsa beyninizi, Ata’nın izinde Gitmekten başka bir kavramı olmayan Cumhuriyet çocuğu olarak yayan, Pis pis gezdinizse (o… tamamını oku »

Unutulmaz Aşkın Elemi, Oğuz Atay

Bana haksızlık ettin Selim; açıklamalara Metin’i bile koydun. Kim bilir neden? İşte karşımda yarım saattir oturuyor bu şerefin farkında olmadan. Kaba ve melankolik bakışlı bir genç. Romantik buldu onu da kendisi gibi. Kantinde aramıza alsaydık şimdiye kadar çoktan foyasını çıkarmıştık… tamamını oku »

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera

Bir gün, bir kafenin camının gerisinde gördü onu. İki kadın arkadaşıyla birlikte oturuyordu. Durmadan ağız burun oynatmaya olan aşırı düşkünlüğünden dolayı zaten kırışıklıklarla çizgi çizgi olmuş yüzü gene kıpır kıpırdı. Kadınlar yaklaşmış, onun söylediklerini dinliyor, durmadan kahkahalar atıyorlardı. Franz onlara… tamamını oku »

Yedinci Gezi, Jean-Jacques Rousseau

Uzun düşlemlerimin öyküsü henüz başladığı halde, sonunun da geldiğini duyumsuyorum. Onun yerine geçen ve beni uğraştıran başka bir eğlence var ki, beni düşleme koyulmaktan alıkoyuyor. Buna kendimi çılgınca bir zevkle veriyor ve aldığım zevki düşündükçe kendime gülüyorum; ama, yine o… tamamını oku »